Üye Paneli
E-posta :
Şifre :
» Şifremi Unuttum
» Üye Olmak İstiyorum...
Duyuru Listesi
Ad Soyad
E-posta

İstatistik

Bugün : 110
Dün : 825
Bu Ay : 11183
Geçen Ay : 23271
Toplam : 2939758
 

    » Soru-Cevap » Hadis
Soru : İslamoğlu’nun Adem ve Musa birbiriyle münakaşa etti hadisi çerçevesinde 8 yalanına cevap
Cevap :

 

 

Malik, Ebû Zinad’dan, Ebuû Zinad Arac’dan, Arac’da Ebu Hureyre radiyallahu anhu’dan rivayet eder, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur; “Âdem ve Musa birbiriyle münakaşa/istişare etti. Musa Âdem’e “Sen insanları saptıran ve cennetten çıkartan/sebep olan/sevk eden/taşıyan (başka tariklerde bu anlamlarda gelir) adem misin? Dedi, Âdem de Musa’ya : “Sen Allah’ın her şeyin ilmini verdiği ve peygamberlikle insanlara üstün kılıp seçtiği Musa mısın? Musa evet dedi, Âdem bunun üzerine “(Ya Musa ) Beni yaratılmadan önce takdir edilen bir emirden dolayı mı kınıyorsun?” dedi. (Buhari, Müslim, Ahmed, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce, Bezzâr, Ebu Yala)
       Hamd; Allah’a salât ve selâm Rasülüne ve seçkin ashabına olsun. Rabbim, Kuran ve Sahih sünnet yolundan ayırmasın. Rabbim kibri ve bencilliği temizlesin. Rabbim, razı olduğu dinde sebat versin.
      İslamoğlu, Ehl-i Sünnetin imamlarına, hadis eserlerine, akidesine ister kabul edin ister etmeyin düşmanlık etmektedir. Amacı; akla dayanan mutezile bakışıyla birlikte Kuraniyyun/Mealciler anlayışını ülkemizde hakim kılmaktır.
      Yukarıda linki verilen sohbette kendisi gibi düşünen bir alim adını yine her zaman ki gibi işitemedik. Hiçbir âlim adı anmadan onların bakışına müracaat etmeden hadise uydurma demesi bir cehalet türüdür. İslamoğlu’nun tek başına bir alim gibi!!! her verdiği yargı tek doğru mudur ki onun ekran önünde söylediği doğrulansın!!!
       Bu hadis; İmam Buhari ve İmam Müslim gibi çok değerli büyük iki imam tarafından rivayet edilmiştir. Hadis, sahihayn’da olduğu için sahihtir. Hadisi sahihayn dışında başka hadis eserleri de rivayet etmiştir böylece sahihliği takviye edilmiştir. Hiç bir ehl-i sünnet alimi bu hadisi inkar etmiş değildir. Bu hadisi ancak mutezile/akılcı/mealci bidatçiler inkar etmiştir.  Eğer İmam Buhari, İmam Müslim yalancıysa İmam Ahmed’de mi yalancıdır? Onlar yalancıysa İmam Tirmizî de mi yalancıdır? Onlar yalancıysa İmam Nesâî’de mi yalancıdır? Bu silsile devam eder gider? Her hadis alimi farklı tariklerle bu hadisi rivayet etmiştir.  
      Gelin, İslamoğlu’nun bu hadis çerçevesinde yaptığı her zaman ki saptırmalarına kısaca cevap verelim. İslamoğlu hadisin 8 YERDE Kuran’a muhalif olduğunu söyledi, acaba öyle mi? Gelin tek tek önce onun ne dediğini aktaralım sonrada cevap verelim.
       Öncelikle şu tarihi çehreyi aktarmanın faydalı olacağına inanıyorum. Şeytan; Âdem’i kandırarak, yasak ağaçtan yedirdi. Âdem, böylece şeytanın tuzağına düştü. Âdem, günahını Allah’a değil kendi nefsine yükledi, Yani, “ben şeytana uyarak günah işledim” dedi, bu yüzden de cennetten çıkarıldı. Sonra Allah’a tövbe etti, Allah da tövbesini kabul etti.
     Musa aleyhi selam Allah’ın yazdığı -takdir ettiği ve insana seçme hürriyeti verdiği- konuda yani kader konusunda ilim ehliydi, bu gerçeği bilen Musa aleyhi selam tövbe eden Âdem’i günahından dolayı değil de, hatasından, kusurundan dolayı ayıpladı. Prof Dr İbrahim er-Ruheyl der ki; Musa, Adem’i günahından dolayı değil günahının başına getirdiği musibetten dolayı ayıpladı.(Şerhu Kitabu’l Kader) Adem’i cennetten çıkartan günahtan dolayı gelen musibettir.
       Bir kimse; günahından dolayı değil kabahatinden dolayı ayıplanır. Günah; Allah’ın takdirindedir ancak işlediği bu kabahatinden dolayı tenkid etmek meşrudur. Yani, günah Allah indinde mektuptur, kabahat ise insanın elindedir. O halde kabahat/musibet ehli suçlanır bunda sakınca yoktur.
      Bir kimsenin “kaderi delil göstererek” günahını temize çıkarması sahih akide değildir. Çünkü, Allah müşriklerin şirk koştuktan sonra şirklerini “Allah istemeseydi biz şirk koşmazdık” deyip, Allah’a yüklemelerini kınamıştır. Bu nedenle “kaderi ileri sürerek” günahı, şirki haklı göstermek batıldır, zira Allah; kuluna seçme hürriyeti vermiş, yollarını göstermiş, resul ve kitapla müjdelemiş, her şeyi ayan beyan ortaya koymuştur. Bunlardan sonra insanın günahını/ kaderini ileri sürerek haklı çıkmaya çalışması asla doğru değildir.
      Allah, insanı dünyada yaptığı günahından dolayı hesaba çeker  bu yüzden günahımızı ileri sürüp Allah’ı suçlamak doğru değildir. Allah’ın, günahları yaratması demek onları emretmesi ve yapmamızı istemesi anlamına gelmez. Diyelim ki, Bıçak-silah-haşarat öldürme ilaçlarının imalatını yapanlar suçlu mu? Onların imalatta ki amacı insanlara zarar vermektir denmez. Allah, kötülüğü, haramı, şirki yaratması demek de aynı şekilde onu işleyin razıyım demek değildir. Musa -birilerinin hatalı anladığı gibi- Âdem’in günahını ileri sürmüyor, Âdem de sanıldığı gibi kadere sığınarak- cebri mantık gibi- konuşmuyor, hür iradem yoktu mecburen kaderimin gereğini yaptım demiyor, bu rivayette böyle bir anlamalar yoktur, her ne kadar islamoğlu kişisel batıl anlayışıyla, bizim dediğimiz gibi demese de, hakikat budur. İslamoğlu madde madde şöyle diyor.
1-“Rivayet, Musa’nın her şeyin ilmini bildiğini söylüyor, oysa Kuran; Allah’ın her şeyin ilmini bildiğini söylüyor, O halde bu rivayet Kuran’a zıttır dolayısıyla uydurmadır”. Gerçekten böyle mi? Bir sahih hadis; beşeri bakışla baktığımız Kuran’a göre zıt olabilir mi? Peki İslamoğlu’nun “kişisel Kuran bakışı” nihayetinde beşeri bir yargı değil mi?
       Beşeri yargısının mutlak doğruluğunu neye göre test edeceğiz? İslamoğlu’nun görüşünü veya görüşlerini hangi kaynağa göre test edip doğru kabul ediyoruz? Kuran’a göre diyenler olabilir, ancak İslamoğlu da nihayetinde bir beşerdir, onun her sözü yanılmadan uzak değildir, öyle değil mi? Onun her hadisle alakalı yargısını tek ve mutlak doğru görmek ilmi midir? Gerçekten böyle bakmak ne kadar bilimsel karar verme usulüne uygun düşmektedir?
       İslamoğlu, hadisleri sadece yalın bir Kuran’î bakışla yorumluyor, ancak İmam Müslim’i ve İmam Buhari’nin sahihlerini şerh eden İmam Nevevi ve İbn Hacer ise; hem Kuran’î, hem diğer hadisler ışığında ve ayrıca tüm âlimlerin verilerini toplayıp tedebbür ederek, şerh ediyor ve yorum getiriyor. O zaman hangisi daha doğru ve daha ilmi bir yol çiziyor? Sadece kendi kişisel bakışına güvenen İslamoğlu mu? Yoksa hem Kuran’a hem tüm diğer hadislere ve âlimlerin mezkur hadisler hakkında söylediği sözlere değer veren alimler heyeti mi?
      İslamoğlu’nun bu hadise getirdiği “kişisel/göreceli/bencil yorumlar” ilimden, bilimsel veriden uzak  olup sadece bir laf ebeliğidir. Bu hadisle ilgili, diğer başka tarikleri ve lafızları da var mı diye soruşturmadan, üstelik âlimlere müracaat etmeden “bu hadis buram buram uydurma kokuyor ” demek, ancak cahil kimsenin işidir. Kelimelerle oynamak zihinleri aptal yerine koymaktır.
       Hadis de “ey Musa sen her şeyin ilmini biliyorsun” demek; içinde her şeyin açıkça beyan edildiği, öğretildiği, bildirildiği üzerine Tevrat indirilen bir ilim ehli kimsesin demektir. (Prof Dr. Abdulkerim el-Hudeyr-Muvatta Kitabu’l Kader ilgili hadisin şerhi) Rivayet de yer alan “her şeyin ilmini bilensin” demek; “Allah’ın sana bildirdiği açık seçik bu gibi hususlarda her şeyi çok iyi biliyorsun” demektir, Yoksa “Sen Allah gibi her şeyin ilmini kuşattın, haberdarsın” demek değildir.
 
         Bunu hangi sıradan bir insan diyebilir ki raviler desin? Ravilerin/senedin içinde acaba İslamoğlu yalan söyleyen bir ravi tespit etmiş midir? Ravinin bunları uydurduğuna dair Ricâl ilmi çerçevesinde söyleyeceği bir bilgi elinde var mı? Neden bu bilgiyi paylaşmadı?  Bu rivayetin bu cümlesini illetli gösterip uydurma demek büyük bir cehalettir.
2-“Kuran, Adem’i kandırıp saptıranın şeytan olduğunu söylüyor, (Araf-27) Bu rivayet ise Adem’in insanları saptırdığını söylüyor.” Bahsi geçen hadisimizin Rivayetinde “Musa, Âdem’e “Sen insanları saptıran ve cennetten çıkartan Âdem misin? dedi” İslamoğlu, Bu rivayette yer alan Adem’in insanları saptırmasını saptırıyor!!! Rivayet de yer alan “insanları saptırdın” demek, “şeytanın kandırıp, süsleyip ölümsüz olmayı takdim edip yasak ağacı yedirten böylece insan cinsinin cennetten çıkmasına sebep olan sen değil misin? Demektir. Buhari ve Müslim’in dışındaki Diğer tüm lafızlar birlikte incelenince bu gerçekler görülür.
        Âdem, insanların babası olması hasebiyle bu anlamda insanlığın cennetten çıkmasına sebep olmuş bir kimsedir. Âdem, bu hatasını itiraf ederek tövbe etmiştir. Bu yaşanılan durum, Allah’ın kendisine ezeli ilmiyle yazdığı ancak kendi iradesiyle işlediği Allah’ın hiçbir suçunun olmadığı bir kabahatidir. Geçmişte olsun günümüzde olsun İnsanların sapmalarının sebebi Âdem değil kendi nefisleridir. Âdem, insanların babasıdır, insanlık onun kaburga kemiğinden dünyaya gelmiştir. Bu nedenle ilk insan olmasından dolayı bazı şeyler ona nispet edilir olmuştur. Bu açıklamanın hadise ters düşen ne yanı vardır? Ey İslamoğlu, Neden hadisi alimlere göre anlamak cihetine yönelmeden direk bina ettiğin batıl akiden uğruna yorumladın? Şeytanın, Âdem ve tüm insanları saptırdığı gerçeği malumdur, hadis bunu inkar etmiyor ki; aksine Adem’in insanları yasak ağaçtan yiyerek cennetten çıkmasına sebep olduğu söyleniyor.
3-“Kuran, Adem nefsine uydu ve Rabbine asi oldu diyor, (Taha-121) Kuran böylece kınıyor ancak bu rivayet ise kınanamayacağını söylüyor. Kuran’ın haber verdiği ayet haktır, evet Adem nefsine uydu ve asi oldu bunu yukarda da söyledik, ancak günahından değil kabahatinden dolayı kınanmıştır, sonra Adem tövbe etmiştir, Allah onun tövbesini de kabul etmiştir, Rivayette ise ben yaratılmadan 40 yıl –başka rivayette böyle gelir- kaderime yazılan bir emirden dolayı ey Musa neden beni ayıplıyorsun kınıyorsun deniliyor? Adem soru soruyor? Durum bundan bundan ibaretken, sen neden beni kabahatimden dolayı ayıpladın; ben netice de nefsime uyarak Rabbimin bana ezeli ilminde yazdığı kaderi yaşadım. Bu durumda zaten tövbe etmiştim hatamı kabul etmiştim, Allah’a yönelik bir suçlama girişimim de olmadı ama neticede âlemde olup biten her şeyi yaratan Rabbimin hatamdan dolayı yazdığı kaderimi yaşadım. Rivayet bu gerçeği ifade ediyor, hadisin anlam derinliğinde bu gerçeklere şahit oluruz. 
      Âdem’in sözünde olsun Rivayetin ifade ettiği anlamda olsun cebri anlayış yoktur. Rivayetten “Allah, ezeli ilmi gereği önceden kaderime zaten bunu yazmıştı bende kaderimin gereğini yaptım” anlaşılmaz, aksine “hür irademle şeytanın kandırmasına yenik düştüm Allah da fiilleri yaratan olduğu için benim fiilimi amelimi ezeli ilmi gereği yazdığından ve bildiğinden bunu yaşadım” anlaşılır.
        Bu rivayet asla Mutezile ve cebriye koluna delil teşkil etmez, hadisin metninde böyle bir anlamaya açık kapı yoktur. İslamoğlu, ise hadiste cebri mantık olduğunu sanıyor!!! ve böylece “Adem’in kaderi gereği yaşadığı olayı rivayet zorunlu kıldı gerekçesiyle uydurma” sayıyor.
      İslamoğlu’na göre, “Allah her şeyi yaratır ancak kötülüğü yaratmaz, zira onu yaratması demek ondan razı olması demektir.” İşte bu onun en büyük yanılgısıdır. Ehl-i sünnete göre, “Allah, kötülüğü ve iyiliği yaratır, insana hürriyet verir, neticede meydana gelen şer yahut hayır olsun insanın kesbidir/kazanımıdır asla Allah’ın emri ve razı olması değildir.”
4-Kuran’da Adem ve eşi biz nefsimize zulmettik diyor, şeytan ise Allah’a sen saptırdın diyor, Adem kendi saptığını söylüyor böylece adam gibi tövbe ediyor. Kuran, Adem ve Havva’nın nefislerinin kurbanı olduğunu söylerken Rivayet kader kurbanı olduğunu söylüyor.
        Bu cümle de hatada var sevap da varır. Yani içinde doğru da var yanlış da var peki nedir? Allah,  “Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.” (Araf-23) Ayette; zulmeden, hata eden, hür iradelerini batıl yolda şeytana uyarak kullanan Adem ve Havva’dır. Bu ayet; insanın saptığı her eylemde Allah’ın saptırmadığına bilakis insanın kendi iradesinin saptırdığına açık delildir. Bu doğrudur. Ancak bu doğru içinde yanlış anlamaya sebep vermemek için bir açıklama yapmak gereklidir. O da şudur.
      Bu ayet insanın kötü iradesi neticesinde yaratılan kötü eylemi-fiili Allah’ın yaratmadığına delil değildir. Kuran, her yaptığınızı biz yaratıyoruz demekle kötülüğü de yarattığını haber veriyor. O halde Adem’in sapması, Allah’ın ilmi dahilinde, kaderi içindedir. Bu söylediğimiz cümle demek değildir ki “Allah; ona sapıklığı emretti ve saptı.” Bu asla doğru bir akide değildir. İnsan, hür iradesine göre Allah’ın kaderini yaşar.  
      Âdem, kendi saptığını söylüyor, evet kendisi saptı Allah saptırmadı, Allah kimseyi saptırmaz, sahihtir, ancak insan hür iradesini kötüye kullanınca Allah da onun amelini ona kolaylaştırır, yaratır, bu imtihanın gereğidir, sonra Allah’ın yerde ve gökte olup biten bir şeyi yaratmadığını kim söyler? Başka bir soru daha Allah; kötülük ve iyilik neticesinde doğan ameli yaratmadı mı? Kim yaratmadığını idea eder? Peki yaratması demek razı olması ve emretmesi demek midir? HAYIR değildir, Allah; imtihan gereği hayır olsun şer olsun böylece amel defterlerine yarın mazeretleri olmasın diye yazdıracaktır ve yaratacaktır.
 İnsanların, kötülüklerini temize çıkartmak için Allah saptırdı demelerine – ayette bakınız Adem’in kendini saptırdığı Allah’ın saptırmadığı söyleniyor demek güzeldir doğrudur bunu onaylarız. Allah asla kullarını saptırmaz çünkü O rahimdir rauftur.  
Kuran, Adem ve Havva’nın nefislerinin kurbanı olduğunu söylerken Rivayet kader kurbanı olduğunu söylüyor.
Kuran’ın söylediği şeyle rivayetin söylediği aynıdır ancak islamoğlu’nun rivayetten anladığı kişisel yoruma göre arasında çelişki vardır. Hakikatte ise yoktur, rivayet asla kader kurbanı olduğunu söylemiyor İslamoğlu anlamak istemediği ve akidesine uymadığı için çamur atıyor. Nasıl? Rivayette 40 yıl önceden yaratılmadan önce benim kaderime yazılan bir emirden dolayı mı beni kınıyorsun diyor, bu sözden Adem’in ben kader kurbanıyım demesini nereden anladık? Nasıl çıkarttık? Olsa olsa Mutezile akide gereği. İslamoğlu Mutezile akidesi gereği Allah’ın bize yazdığı hayır olsun şer olsun her şeyin kader olduğu gerçeğinde insan iradesini hiçe saydığımızı sonra da Allah’ın kaderinin gereğini hiçbir hür irademizi kullanmadan amel ettiğimizi sanıyor.  Bu yanlışını düzeltsin. Rivayet; ben hür iradem gereği hata ettim yasak ağaçtan yedim cennetten çıkarıldım bu yaşadıklarımın tümü Allah’ın bana yazdığı kaderimdi demek istiyor. Eğer siz nereden bunu çıkarttınız derse Ehl-i Sünnet imamlarının bu hadis hakkında ki şerhlerinden deriz. O ise batıl akidesinden çıkartmıştır. Asılsızca Rivayet için “kader kurbanı” tabiri cebriye akidesinin kader anlayışı yolunda dilinde gevelediği yanlış inançtır. Rivayet asla bu yanlış inancı doğrulamıyor.
 
5-Kuran, Adem’in günahından mesul olduğunu ve tövbe ettiğini söylüyor (Bakara-37) Bu rivayet ondan mesul değil ona mecbur olduğunu söylüyor. İşte bu cümle; bu hadisi neden uydurma gördüğünün en açık ifadesidir. İslamoğlu, muteziledir. Mutezile’ye göre; insan kendi eliyle geleceğini yaratır, kurar, hayır olsun şer olsun insan kendi amelini kendi yaratır Allah’ın buna müdahalesi yoktur. Yani insanın iradesi mutlaktır kimse ona karışmaz. Bu akide batıldır. Neden, çünkü İnsan hayatta hayır olsun şer olsun hür iradesini kullanarak bir seçimde bulunur, Allah da onu yaratır, neticede insanın iradesi Allah’ın iradesine tabidir. Allah, dilemedikçe İnsan dileyemez. İşte Mutezile bu akideyi reddeder, bu akideye zıt ne kadar hadis varsa bir kılıf bulur inkar eder, nitekim İslamoğlu’da bu hadis hakkında buram buram israiliyat kokuyor demişti unutmayalım.
       İslamoğlu; Hadis de yer alan Âdem bunun üzerine “(Ya Musa ) Beni yaratılmadan önce takdir edilen bir emirden dolayı mı kınıyorsun?” dedi. Lafzını çarpıtıyor. Hadis de denilmeyen, söylenmeyen şeyi, kendi anladığı şekilde yorumlayarak söylüyor. Kendi akide zaviyesinden aktarıyor. Rivayette yer almadığı halde adete Adem şöyle dedi diyor: “Adem olarak, hür irademi kullanmadan ben kaderimin gereğini yaşadım, en seçimimi, tercihimi yapmadan yasak ağaçtan hür irademle yemeden, Allah’ın bana mecbur kıldığı kaderimi yaşadım”!!! Oysa rivayet böyle demiyor, ama kendisi böyle anlıyor.
        Rivayet; “Âdem’in ezeli ilimde kayıtlı olan hür iradesi neticesinde yaptığı hata haber veriliyor, Adem’in de bu gerçeği bildiğini ve bu sebeple -ben yaratılmadan önce takdir olunanı yaşadım dediğini” söylüyor. Takdir olunanı yaşadım demek hür irademi kullanmadan oldu demek değildir. Aksine tercihimi yanlış kullandım neticede kaderimin gereğini yaşadım demektir. Âdem, yaşadıklarının hür iradeden sonra kaynaklandığını ve Allah’ın kaderine tercihini yazdığını biliyordu bu yüzden böyle dedi. O halde rivayette cebriye akidesine dair bir anlayış yoktur.  Mutezile, bu hadisi akidelerine uymadığını sanarak cahilce inkar etmiştir.
6-Kuran’daki Adem fiili ahlaki sorumluluğunu kabul ediyor, (Araf-23) rivayet ise saptıranın şeytan olduğunu ileri sürüyor, bu cümleyle rivayet arasında bir çelişki yoktur. Evet Kuran, Adem’in nefsine zulmettiğini kabul ederek hatayı işlediğini ve neticede seçiminin Allah tarafından yaratıldığını söylüyor. İslamoğlu az önceki dakikalarda Kuran’a göre zaten Adem’i Şeytan, saptırandır demedi mi? Allah şöyle buyurur:Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.(Araf-22) Bakın şeytan, Adem’i kandıran, saptıran değil midir? Rivayette aynı şeyi söylüyor. Burada sorun nedir?
7-8-Kuran “Andolsun, bundan önce biz Âdem’e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme, diye) emrettik. O ise bunu unutuverdi. Biz onda bir kararlılık/sabr/hıfz bulamadık.” (Taha-115) Bu rivayete göre ise yasak ağaçtan yemesi bir kaderdir, Peki ne demek bu? Allah evet yasak ağaçtan yeme diye emretti ama Adem yedi bu da kaderdi, şöyle diyelim, Allah insana namaz kılın demiyor mu? Peki kılan da var kılmayan da değil mi? Peki netice de bu kılanın ve kılmayanın yaptıkları Allah’ın bir kaderi olmuyor mu? Elbette oluyor. Yine şöyle diyelim, Allah içkiyi yasak kılmadı mı? Kıldı, içinde var içmeyen de var değil mi? Peki sonuçta içenin ve içmeyenin yaptıklarını yazan, yaratan Allah değil mi? Allah’tır.
      O halde içki içenin ve içmeyenin yaptığı da Allah’ın yazdığı bir kaderdir. Ancak ALLAH içki içenin mazereti olmasın diye amel defterine dünyada yaptığını yazması yaratması kaderdir. İslamoğlu, yasağı yaratır sonra da onu yedirir demekle sanki haramı emreder anlıyor işte bu akide ehl-i sünnet değildir, muteziledir.  Allah, yasak ağacı yaratması demek ondan yiyin demek midir? İçkiyi yaratması demek ondan için mi demektir? Allah’ın haramı kötülüğü yaratması demek ondan razı olması demek değildir. Allah her şeyin kaderini yazmıştır, evet hem de Muslim’de sahih olarak gelir yerler ve gökler yaratılmadan 50 bin sene önce Adem’in yaşadıkları a onun bir kaderidir.  Allah’ın yasakladığı şeyi yapanın işini kaderi kılması haktır, çünkü her zaman dedik, Allah, her şeyi yaratır kim kötülük ederse kaderini yaşar, kim iyilik ederse kaderini yaşar, velev ki islamoğlu anlamasa veya kabul etmese de, zaten anlamasına gerek de yoktur, o da anlamasın.  Bunun üzerinde durduk.
     Son dakikalarda söylediği zavallılık rolünü oynayacak dediği Şeytan; Allah’ın emrini yerine getirmeyince-Âdem’e secde etmeyince- cezalandı, kovuldu, o kendi kendisini saptırdı, Allah onu saptırmadı, ona emir de bulundu ama o dinlemedi, O da kaderinin gereğini yaşadı, çünkü onun da yaptığı her şey Allah’ın ilminin dahilindedir, her şey ALLAH DİLERSE OLUR, dilemezse de olmaz. Bunu anlamayacak kadar cehalet olabilir mi?
     Hülasa;   İslamoğlu’nun bu söylediklerinin hiçbir ilmi yanı yoktur, kısaca hadis sahihtir, ilim ehli nezdinde makbuldür, anlamında batıllık yoktur, metni de senedi gibi makbuldür ancak İslamoğlu’nun batıl mutezile akidesi gereği bu hadisi akidem gereği reddettim ben ehl-i sünnet değilim demesi daha dürüst bir tavırdır.
Benzer Sorular :
Elle resim ve heykel yapmanın haram olduğunu ifade eden hadisler Kuran’la çelişiyor mu?
Tıklanma : 3852
Birinizin hayvanı ıssız bir çölde kaybolduğunda Ey Allah’ın kulları tutun diye seslensin hadisi sahih midir?
Tıklanma : 3686
Sevr Mağarasında Yılanın Ebu Bekir’in ayağını sokması kıssası sahih midir?
Tıklanma : 4890
Kabrimi ziyaret edene şefaatim vaciptir UYDURMA HADİS Mİ?
Tıklanma : 3981
Kabrimle minberim arası cennet bahçesi hadisi sahih mi?
Tıklanma : 3199
Peygamberimize efendimiz demek caiz mi?
Tıklanma : 3779
Dua, müminin silahıdır hadisi sahih mi?
Tıklanma : 3543
Kadının, eşine secde etmesi hadisi sahih mi?
Tıklanma : 3812
Nefisle cihad konusunda bu hadis sahih midir?
Tıklanma : 3157
Cennet, annelerin ayakları altındadır hadisi sahih midir?
Tıklanma : 9077
Eşini annesinden üstün tutan kimseye Allah lanet eder hadisi sahih midir?
Tıklanma : 5019
Hürmetimle tevessül edin zira hürmetim Allah indinde büyüktür sözü sahih hadis midir?
Tıklanma : 2552
İkindiden sonra uyuyanın aklı gider sözü sahih hadis midir?
Tıklanma : 2990
Talel Bedru İlahisi sahih rivayetle sabit midir?
Tıklanma : 2724
Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim bu yüzden mahlukatı yarattım sözü KUTSİ HADİS MİDİR?
Tıklanma : 3024
"ya Seriyye dağa dağa" rivayeti sahih midir?
Tıklanma : 2450
Sahih Hadisi inkar edenin hükmü nedir? (Görüntülü Cevap)
Tıklanma : 2530
Tarikatçılar nasıl hadis uydurur?
Tıklanma : 4016
Sünnete gerek yok Kuran yeter diyenlerin deliline cevap
Tıklanma : 7075
Küçük Cihaddan büyük cihada döndük hadisinin sıhhatı!!!
Tıklanma : 4677
İçinde Köpek ve Resim olan eve melekler girmez hadisi hakkında değerlendirme
Tıklanma : 3810
Kuran’ın ayetini yediği söylenen Keçi Kıssası, Keçi ayet mi yemiş?
Tıklanma : 24338
Buhari veya Muslim’in sahih hadisini inkar edenin hükmü nedir?
Tıklanma : 6185
İslamoğlu’nun inkar ettiği "Benu israil olmasaydı yemek bozulmaz ve et kokmazdı" (Buhari-Muslim) hadisi etrafında oluşan şüphelere cevap
Tıklanma : 12553
Ümmetimin alimleri, Benu İsrail’in peygamberleri gibidir hadisinin sıhhati nedir?
Tıklanma : 2362
Mustafa İslamoğlu’nun "Hayızlı kadın oruç tutar" özel yargısına cevap.
Tıklanma : 3744
Mustafa İslamoğlu’nun "Peygambere salât ve selam Kuran’da yoktur" iftiralarına mubin bir cevap
Tıklanma : 11085
Muaz ibn Cebel’in "Eğer Allah’ın kitabında bulamazsam Sünnetle hükmederim" hadisi sahih midir? manasında sorun var mıdır?
Tıklanma : 4720
Mustafa İslamoğlu’nun "Zamana sövmeyin şüphesiz ki Zaman benim" hadisi etrafında söylediği iftiralara cevaplar.
Tıklanma : 8796
Mustafa İslamoğlu’ndan uzak durmak vaciptir.
Tıklanma : 4077
Allah, Adem’i kendi suretinde yarattı (Buhari-Muslim) hadisi etrafında şüphelere cevaplar
Tıklanma : 2854
Kim İslam dininden dönerse onu öldürün hadisi (Buhari) hadisi uydurma mıdır?
Tıklanma : 7056
Garanîk olayı hakkında ki rivayetlerin tahlili ve hakkın beyanı
Tıklanma : 3000
Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur/bağlanır (Buhari-Muslim) hadisi hakkında şüphelere cevaplar
Tıklanma : 4550
Kim aşık olur, aşkını korur, herkesten saklar, sonra o şekilde ölürse şehit hükmündedir hadisi!!!
Tıklanma : 3444
Yere göğe sığmadım mümin kulumun kalbine sığdım hadisi
Tıklanma : 4250
Havva olmasaydı kadınlar ihanet etmezdi(Buhari-Muslim) hadisi etrafında oluşan iftira ve şüphelere cevap
Tıklanma : 6930
Bir saat düşünme 60 yıl ibadetten hayırlıdır hadisi!!!
Tıklanma : 2587
İbrahim 3 yerde yalan söyledi hadisi hakkında şüphelere cevap
Tıklanma : 9182
Size deli denilinciye kadar zikredin hadisi
Tıklanma : 7564
Kadın, eşek, köpek namaz kılan kimsenin önünden geçerse namazı bozar hadisi hakkında ki şüphelere cevaplar.
Tıklanma : 7304
Maymunların zina eden maymunları recm etmesi (Buhari) hadisi hakkında oluşan iftira ve şüphelere cevap
Tıklanma : 12089
Yeryüzünde ilahi misyon taşıyan insanlar var mıdır hadisi!!!
Tıklanma : 2354
Elbani rahimahullah kimdir nasıl bakmalıyız?
Tıklanma : 2574
Hadis tenkidinde önemli husus nedir?
Tıklanma : 3014
Eklenme : 19/04/2013 17:05 Tıklanma : 3839
Link :


Paylaş Delicious Stumble


Yunus:109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

 

 

 

 

 

 

Davet