Üye Paneli
E-posta :
Şifre :
» Şifremi Unuttum
» Üye Olmak İstiyorum...
Duyuru Listesi
Ad Soyad
E-posta

İstatistik

Bugün : 102
Dün : 825
Bu Ay : 11175
Geçen Ay : 23271
Toplam : 2939750
 

    » Soru-Cevap » Hadis
Soru : İslamoğlu’nun inkar ettiği "Benu israil olmasaydı yemek bozulmaz ve et kokmazdı" (Buhari-Muslim) hadisi etrafında oluşan şüphelere cevap
Cevap :

 

 

 
‏ في الصحيحين من حديث أبي هريرة رضي الله عنه , عن رَسُولُ الله ‏ ‏صَلَّى الله عَلَيْهِ وَسَلَّمَ  ، أنه قال : ((‏ ‏لَوْلَا ‏بَنُو إِسْرَائِيلَ ‏‏لَمْ يَخْبُثْ الطَّعَامُ وَلَمْ ‏ ‏يَخْنَز اللَّحْمُ
İmam Buhari ve İmam Müslim, Ebu Hureyre radiyallahu anhu’dan rivayet eder, Peygamber şöyle buyurdu: Eğer Benu İsrail olmasaydı –stoklamadan dolayı son derece hızlı -yemek bozulmaz, et de  kokmazdı.(Muslim-Rıda 2/1092, 1470) hadisi etrafında şüphelere cevaplar.
       Hamd; Allah’a salât ve selam Rasülüne ve ashabına olsun. Öncelikle Hadis, Sahihayn adını verdiğimiz iki sahih kaynağımızda celil sahabi Ebu Hureyre radiyallahu anhu tarafından rivayet edilerek gelmektedir. Muhaddisler ve dalında uzman ilim ehli arasında, hadisin sıhhati konusunda herhangi sorun yoktur. Bir çok imam, alim hadisi şerh ederek günümüze kadar taşımışlardır.
      Peki bu hadis, sened ve metin açısından sorun taşıyor mu? Sağlıklı düşünmeye engel mi? Akıl, bu hadisle çelişiyor mu?  Yemeğin ve etin bozulma sebebi Benu İsrail mi? Burada ki sebep ve müsebbeb ilişkisi nedir?  Allah bir kavmin yüzünden ceza verir mi? Yemek ve et Benu İsrail’den önce bozulmaz mıydı? Allah, dilerse bir kavmin günahından dolayı insanları da cezalandırır mı? Bu sorulara ilmi, akli, sağlıklı cevaplar bulmak gerekiyor.  
Ebu Hureyre radiyallahu anhu’yu, İmam Buhari’yi ve İmam Muslim’i neden dolayı suçluyorlar?
      Bazı kimseler –en başta Mustafa İslamoğlu- ekranda, bu hadisin akla muhalif olduğunu gerekçe göstererek ballandıra ballandıra uydurma bir hadis olduğunu söyledi, öncelikle Ebu Hureyre’nin sonra da Buhari ve Müslim’in peygambere yönelik yalan söylediğini ileri sürdü.. Bu nasıl bir iftiradır!!!
       Herhangi bir sahabi bilerek, peygambere yönelik yalan söyler mi? Bir hadis uydurur mu? Ekranda neden sahabinin yalancı olduğu iması verilir? Bu ima acaba kime hizmet eder? Ebu Hureyre radiyallahu anhu yalan söylese, hiç ashab ona hayırla bakar mı? Ashab; onu uyarmaz mı? Acaba İslamoğlu bize yalancı olduğunu tespit eden herhangi bir sahabiden bir delil verebilir mi? Hangi sünnet imamı onun yalancı olduğunu söylemiştir? Eğer yalan söylediğine dair bir sahabi kavli varsa İmam Buhari rahimahullah gibi büyük bir muhaddis rivayetini neden almıştır? Hiç yalancının rivayeti muteber midir? 
      Ayrıca; Peygamberin ashabı, yalancıyla sadığı birbirinden ayırt edemeyecek kadar basiretsiz ve cahiller miydi? Peki yalan söylediği varsayılsa, dalında dakik ilme ve tahkike sahip muhaddisler bu yalanı asırlardır göremedi mi? Görenler varsa, akla ters gelen böyle bir rivayeti neden eserlerine aldı? Günümüz akılcılarının hadiste gördükleri çelişkiyi !!! muhaddisler acaba neden göremedi?!!!! Gördülerse dine bile bile batıl mı kattılar? Tüm bu sorulara cevap vermek gerekir.  
Hadis düşmanlarının ve akılcıların hedefi nedir?
       Akılcılar ve hadis düşmanları; ortaya attıkları mesnedsiz iddialarla, ümmetin en seçkin sahabelerine ve muhaddislerine, bilinçli bir usulle ve hedefle iftira atarak karalar. Bu karalamanın ve iftiranın arkasında, sahih hadislere ve sünni disiplinlere düşmanlık yatar.  Bu kirli hamlede; Ya akılcılık öne çıkar ya da sünneti hiçe sayan Kuran merkezli sapık bakış öne çıkar. Attıkları her iftira, en azından bir kimsenin haktan sapmasına sebep olur düşüncesiyle, bu uğurda  gece gündüz çalışırlar, böylece muhaddislerin hadis tedvinlerine, tenkidlerine, tasniflerine, tahriçlerine, şerhlerine çamur atarak gözden düşürmeye çalışırlar.
Bu hadise yönelik en büyük eleştiri nedir?
        Bu hadise yönelik en büyük eleştiri şudur; Hadise göre yemek ve et benu israil’in yüzünden koktu, bozuldu, daha önce etin kokması yoktu, bu ise akla ve fiziksel kurallara aykırıdır çünkü her yemek ve et açıkta kalırsa mutlaka kokar, bozulur, bu kural benu israil’den de önce vardı şimdi de vardır. O halde bu hadis uydurmadır? Ebu Hureyre yalan söylemiştir? Buhari ve Muslim ise yalancıdır.
Bu hadisin uyduruk olduğunu ekranda ilk kez dillendiren kimdir?
       Bu eleştiriyi ekran önünde sesli olarak Mustafa islamoğlu dile getirmiştir. Aynı zat, minberde Kuran’a muhalif sandığı!!! bazı rivayetleri ileri sürerek İmam Buhari ve İmam Müslim’e yalancı demiştir. Akılcılar, son yıllarda Ehl-i Sünnetin referansları/malzemeleri sayılan hadislere, sünenlere ve muhaddslere karşı şiddetli bir saldırı başlatmıştır. Bu saldırıyı da aklı kullanarak gerçekleştirmektedir. Saldırının arkasında çağdaş şii mutezili akım vardır. Buna ek olarak ne şii ne sünni olan sadece akla ve Kuran’a dayanan sapık yeni bir akım vardır. Aslında bu akımların metodolojisinde “hadis esasen bir hüccet değildir, müstakil bir hüccet hükmü taşımaz, hadisler dinde sadece Kuran’a tabidir, İslam ancak Kuranî’dir, onun dışında kalan mutevatir-sahih hadis ve icma asli kaynaklar değildir.”
Eskidende günümüzdeki gibi hadis düşmanları varmıydı?
       Bu bakış, yeni değildir eskiden de vardı. Bir önceki soru ve cevapta da değindiğimiz gibi, sahabe döneminde Kûfe’ye 2 mil uzakta yaşayan "Haruriler" adında Kuran merkezli sünnet inkarcısı bir topluluk yaşardı. Peygamberimiz, mustakbelde çıkacağını haber verdiği bu topluluğun, Kuran’a davet edip sünneti inkar edeceğini haber vermiştir, bu topluluk Kuran’a çağıracak ancak Okuduğu Kuran boğazından aşağı inmeyecek, okun yaydan çıktığı gibi o derece hızla dinden çıkacaktır. Ebu Said el-Hudrî’den rivayet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36) Aişe annemiz de, Muslim’in sahih olarak rivayet ettiği hadiste onlardan haber vermiştir.  Ashab-ı Kiram onların kafir olduğuna inanırdı. 
          Harurilerin/Haricilerin, en bariz inancı, Kuran merkezli düşünmek, sünnetleri/hadisleri inkar etmektir, hakikatte ise onlar; Kuran ilimlerinden uzak bir ilim ve hayat yaşamaktadır. Kuran’ı kişisel bakışla yorumlamakta, hadise-müfessire itibar etmemektedir. Aslında bakılırsa; kendi akıllarını ve egolarını öne çıkartan bu kimseler, çağın müfessirleri olmaya soyunmuş bencil ve kibirli kimselerdir. Bu topluluğun günümüzdeki izleyicileri -Hüseyin Atay-Yaşar Nuri Öztürk-Mustafa İslamoğlu-Abdulaziz Bayındır-Mehmet Yaşar Okuyan-Edip Yüksel-İhsan Eliaçık-Ahmed Keleş..... gibi kimselerdir. Rabbim bunlara hidayet versin. Her ne kadar her konuda Harurilere uymasalarda bahsini ettiğimiz konuda aynı şekilde düşünüyorlar.
         Seçkin imamlar, eskiden olsun günümüzde olsun, bu inanç sahibinin kafir olduğuna hükmetmiştir. Çünkü sünneti; hüccet görmemiş ve Kuran’ın zahir ayetlerini inkâr etmişlerdir. Bunu çok iyi bilmek gerekir. Bu inanç sahipleri; usullerinin ve düşüncelerinin doğruluğunu ispat etmek için hadislere çatarak sünneti hiçe sayıp şüpheler ekmiştir.
        Hadise dönelim; hadiste akla zıt bir husus yoktur, aslında hadis günümüze ışık tutan ilmi bir icaz ortaya koyuyor. Peygamberin bu sözü asra ışık tutmaktadır. İleri ki satırlarda bu gerçeği göreceğiz. Böylece sahih hadislere daha sıkı sıkıya bağlanacağız. Zaten hadis/sünnet düşmanları, bizim ancak eksik kaldığımız o hadis hakkındaki ilmimizi ve azmimizi artırmıştır.  
Hadisi nasıl anlayacağız?
        Hadisde geçen خنز  fiili, fesede fiili gibi değildir, Bu fiil; mutlak bir bozulma ifadesi taşımayan,  stoklamadan dolayı bozulmaya, kokmaya ve çürümeye işaret eden dakik bir anlam ifade eder. Bu yüzden de Yahudilere eti stokladıklarından dolayı –خنازdenmiştir çünkü onlar etleri fakirlere dağıtmaz saklar ve stoklarlardı.(Bkz:Tehzîbi’l luğati-7/209)
Âlimlerin bu hadis etrafında sözleri nelerdir?
        İzin verirseniz; Âlimlerin bu hadis etrafında sözlerini özetleyeceğim. Benu İsrail, ilk defa stoklama yoluyla etin bozulmasına sebep olan millettir. Onlar, çok cimri, pinti bir milletti. Eti ve yemeği stoklar, fakirlere dağıtmaz, günü geldikçe de yerdi, Oysa bu durum onların şeriatında haramdı, fakat Allah’ı dinlemediler, emrine uymadılar. Allah da onlara stokladıkları etlerin bozulması yönünde bir ceza verdi. Böylece bu ceza tahakkuk etti.  Benu İsrail, ilk defa bu kötü işi yayan, ortaya atan milletti. Yani; Benu İsrail, ilk defa stoklama yoluyla etin bozulmasına sebep olan millet oldu. İşte bu sebeple benu İsrail’in bu stoklaması olmasaydı et ve yemeğin kokması bu derece olmazdı. Bu ukubet onların insanlar gözünde tanınmalarına vesile oldu.
Stoklama yoluyla etin bozulmasına ilk sebebiyet veren millet benu İsrail’dir.
           Hadiste; “etin ilk defa bozulmasına sebep olarak Benu İsrail milleti gösterilmiyor aksine stoklama yoluyla etin bozulmasına ilk sebep olan milletin benu İsrail olduğu ifade ediliyor.” Bu tespite şu örneği verirsek daha kolay anlaşılır, diyelim ki; bir hırsız, yeni bir modelle/stille/şekille hırsızlık etse, sonra da tüm hırsızlar, o yöntemi kullanarak hırsızlığın yayılmasına sebep olsa, emniyet veya insanlar “O ilk hırsız olmasaydı, bu kadar hırsızlık olmazdı” deseler ne anlaşılır? İlk defa bu derece bir hırsızlık filan hırsızdan kaynaklandı anlaşılır.  Üstelik, bu meşhur hırsızdan daha öncede hırsızlık vardı biliniyordu, ancak onun yaptığı yeni tür hırsızlık daha önce bilinmiyordu böylece onun yüzünden daha da yaygınlaştı. Tıpkı bunun gibi, Benu İsrail’de, ilk defa stoklama yoluyla etin ve yemeğin bozulmasına sebep olan millet oldu tabi onlardan daha önce de yemek ve et bozulurdu.   
Allah; ezeli ve mutlak ilmi gereği, Yahudilerin fakirlere yemek ve et dağıtmayacağını bildiği için böyle bir ukubet yazdı.
       Bazı ilim ehline göre; “Allah, benu israil’in dünya hayatında bu yapacağı cimriliği, zulmü, haksızlığı ezeli ilmi gereği bildiği için yemeğin ve etin kokmasını ve bozulmasını kader olarak belirledi.  Allah; ezeli ve mutlak ilmi gereği, Yahudilerin fakirlere yemek ve et dağıtmayacağını bildiği için böyle bir ukubet yazdı.” Bu açıklamalar da şerî ve makuldür. Allah dilediğine mükâfat dilediğine de ceza verir. Vehb ibn Munebbih’in kitap ehlinden yaptığı şu rivayeti de bu sözü doğrular “Eğer yemeğin bozulmasını yazmasaydım onu fakirlerden değil zenginlerden muhafaza ederdim.”  
Yemek ve etin bu derece çabuk bozulmasına sebep olan millet benu İsrail’dir.
        Bazı ilim ehli de şöyle der, Allah, benu İsrail’e kudret helvası ve bıldırcın eti indirdiğinde yeterli derecede indirmişti ancak onlar bunlarla yetinmeyip hemen stoklamaya başladı, biriktirdi, vahye muhalif bir tutum sergiledi, bunun üzerine başka zamanda bu derece bozulmayan yemek ve et, daha çabuk bozuldu ve çürüdü. Bu durum da, ilk defa yemek ve etin bu derece çabuk bozulmasına sebep olan millet olarak benu İsrail anıldı.
       Allah bu konuda şöyle buyurur Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.” (Bakara-57) ayete bakınca kendi nefislerine zulmetmekten maksadın, Allah’ın stoklama neticesinde verdiği etin ve yemeğin hızlı bir şekilde bozulma cezasıdır. Bu delil, Hadisin Kuran’la da çatışmadığını ispat eder. Bununla birlikte tekrarlamakta fayda vardır, onlardan öncede et ve yemek kokar ve bozulurdu ancak onların bu yaptığından dolayı; bozulma çok daha çabuk ve yaygın hale gelmiş diğer ümmetlerde etkilenmiştir. Bu derece bozulmaya neden olan ise benu israil’dir.  
Yeni bir mikrop yemeğin ve etin daha çabuk bozulmasına sebep olmuştur. 
         Günümüzde bazı ilim ehli -ki bunlar dalında mütehassıs hadis alimleridir- hadisi, bilim dünyasının şahit olduğu gerçekler üzerine şerh etmiştir, bu şerh ciddi anlamlar ifade eder. Bu alimler der ki; etin ve yemeğin stoklama yoluyla tarihte ilk defa bu derece bozulmasının sebebi, daha önce bilinmeyen, keşfedilmeyen yeni bir mikrop,  yeni bir virüs,  yeni bir bakteriden dolayı olmuştur. Allah’ın bir ceza olarak saldığı bu yeni mikroplar;  yemek ve etin daha çabuk bozulmasına sebep olmuştur. Böylece ilk defa, benu israil’in yüzünden, bu derece hızlı bir bozulma ve çürüme hali yaşanmış ve yayılmıştır. Daha önce bozulan yemek ve et bu virüs sayesinde daha hızlı bozulmuştur. 
       Bu tespit son derece mükemmel ve makul bir tespittir. Hem şerî hem akli bir  tespittir. Allah; daha önce hiç bilinmeyen bir virüsü salarak etin ve yemeğin çok daha hızlı bozulmasını sağlamış buna da benu israil neden olmuştur. Bu açıklama ışığında hadisi şöyle anlamak mümkündür “Eğer benu İsrail olmasaydı son derece hızlı bir şekilde yemek bozulmazdı ve et de son derece hızlı bir şekilde kokmazdı” Bu anlama şekli problemli anlamayı da ortadan kaldırır ve sağlıklı düşünmeye kapı açar. Ben bu anlama şeklini onaylıyorum.
       Hadisi bu şekilde anlamak; yemeğin ve etin daha öncede fiziksel kurallar ışığında koktuğunu belirlediği gibi, aynı zamanda benu israil’in stoklaması  yüzünden de son derece daha hızlı bir şekilde bozulduğunu ifade eder.  Ete ve yemeğe yeni bir mikrobun bulaşması hususu bize garip gelmemelidir, çünkü günümüzde birçok yeni virüsler zuhur etmiş ve dünyayı etkilemiştir. Böylece daha önce olmayan şeyler günümüzde zuhur etmiş ve her yeri etkilemiştir.  
      Örneğin AİDS hastalığı, Domuz ve Kuş gribi, Kanser ve çeşitleri hepsi çağdaş virüsler değil midir? Örneğin kanser keşfedildiği günden beri ölümler çoğaldı diyen az mıdır? Kanser vardı ancak bu kadar yaygın mıydı? İnsan; yediği ve içtiği şeylerle her geçen gün yeni hastalıklara tutulmuyor mu? Dünya genelinde obeziteyi azaltma kampanyaları ne ifade eder? Bugün bir grip salgınıyla kıtalar birbirinden etkilenmiyor mu? Bilimsel araştırmalar bunu ispat etmiyor mu? ABD’nin kimyasal silahlarıyla bir kıta sorun yaşamıyor mu? Konu sanırım daha net bir görünüm aldı. Kanser olmasaydı ölümler bu derece-Allah’ın izniyle- olmazdı demek gibi, Benu İsrail’de olmasaydı et ve yemek bu derece çabuk hızlı bozulmazdı. Çünkü onlar ilahi bir ceza yediler. 
        O halde; Benu İsrail’in yüzünden yemeğin ve etin o zaman bilinmeyen bir virüsle, mikropla daha hızlı bozulması mümkün değil mi? Allah, onlara böyle bir ceza veremez mi? Bakara- 57 ne ifade eder? Bu benim aklıma daha yatkın geliyor. Neden hadisi araştırmadan, ilmi soruşturmaya tabi tutmadan inkâr yoluna gidelim? Peki bu hadis aslında nebevi bir icaz/bilime ışık tutan bir söz hükmünde değil midir? Bu tespit; hadislerin bir vahiy olduğuna açık bir delil değil midir? Nebevi sözlerin; günümüz bilimine ışık tutan bu açıklamasına nasıl olurda nefretle ve inkârla bakarız. Peki bir akıl; bu hadisi aklına göre inkar ederken başka bir akıl ondan çok daha bambaşka güzellikleri nasıl çıkartıyor? Akıl; nassı anlamada geçerli yeterli tek ölçü olmadığı anlaşılmıyor mu? Bu hadis; akılla asla çatışmıyor. Aksine, aklın keşfedemediğini nebevi söz keşfediyor. Günümüze ışık tutuyor.
Hadisle alakalı son söz ve uyarı
       Sahih selim akıl, bunca delilden sonra nasıl olurda sahih, makul, makbul bu rivayeti inkâr eder? Hangi akıl; sahih bir rivayeti batıl bir vehimle iptal eder? Hangi beşeri yaklaşım peygamberin sahih hadisini hiçe sayar?  Artık bundan sonra bu hadise yönelik yapılacak iftira, art niyeti ve hadis düşmanlılığını ispat edecektir. Akıl ve vicdan taşıyorsak insaflı olalım, sünnete, hadis imamlarına ve muhaddislere çamur atmayalım.  Onlara haksız yere sataşmakla gıybet etmeyelim zira haklarında yalancı demek büyük bir iftiradır. Bunu yapanlar günah işlemektedir. Rabbim hakkı hak göstersin ona tutunmayı, batılı da batıl göstersin ondan sakınmayı nasip etsin.  
 
Benzer Sorular :
Elle resim ve heykel yapmanın haram olduğunu ifade eden hadisler Kuran’la çelişiyor mu?
Tıklanma : 3852
Birinizin hayvanı ıssız bir çölde kaybolduğunda Ey Allah’ın kulları tutun diye seslensin hadisi sahih midir?
Tıklanma : 3686
Sevr Mağarasında Yılanın Ebu Bekir’in ayağını sokması kıssası sahih midir?
Tıklanma : 4890
Kabrimi ziyaret edene şefaatim vaciptir UYDURMA HADİS Mİ?
Tıklanma : 3981
Kabrimle minberim arası cennet bahçesi hadisi sahih mi?
Tıklanma : 3199
Peygamberimize efendimiz demek caiz mi?
Tıklanma : 3778
Dua, müminin silahıdır hadisi sahih mi?
Tıklanma : 3543
Kadının, eşine secde etmesi hadisi sahih mi?
Tıklanma : 3812
Nefisle cihad konusunda bu hadis sahih midir?
Tıklanma : 3156
Cennet, annelerin ayakları altındadır hadisi sahih midir?
Tıklanma : 9076
Eşini annesinden üstün tutan kimseye Allah lanet eder hadisi sahih midir?
Tıklanma : 5019
Hürmetimle tevessül edin zira hürmetim Allah indinde büyüktür sözü sahih hadis midir?
Tıklanma : 2552
İkindiden sonra uyuyanın aklı gider sözü sahih hadis midir?
Tıklanma : 2990
Talel Bedru İlahisi sahih rivayetle sabit midir?
Tıklanma : 2724
Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim bu yüzden mahlukatı yarattım sözü KUTSİ HADİS MİDİR?
Tıklanma : 3024
"ya Seriyye dağa dağa" rivayeti sahih midir?
Tıklanma : 2450
Sahih Hadisi inkar edenin hükmü nedir? (Görüntülü Cevap)
Tıklanma : 2530
Tarikatçılar nasıl hadis uydurur?
Tıklanma : 4015
Sünnete gerek yok Kuran yeter diyenlerin deliline cevap
Tıklanma : 7075
Küçük Cihaddan büyük cihada döndük hadisinin sıhhatı!!!
Tıklanma : 4677
İçinde Köpek ve Resim olan eve melekler girmez hadisi hakkında değerlendirme
Tıklanma : 3809
Kuran’ın ayetini yediği söylenen Keçi Kıssası, Keçi ayet mi yemiş?
Tıklanma : 24338
Buhari veya Muslim’in sahih hadisini inkar edenin hükmü nedir?
Tıklanma : 6185
İslamoğlu’nun Adem ve Musa birbiriyle münakaşa etti hadisi çerçevesinde 8 yalanına cevap
Tıklanma : 3839
Ümmetimin alimleri, Benu İsrail’in peygamberleri gibidir hadisinin sıhhati nedir?
Tıklanma : 2361
Mustafa İslamoğlu’nun "Hayızlı kadın oruç tutar" özel yargısına cevap.
Tıklanma : 3744
Mustafa İslamoğlu’nun "Peygambere salât ve selam Kuran’da yoktur" iftiralarına mubin bir cevap
Tıklanma : 11085
Muaz ibn Cebel’in "Eğer Allah’ın kitabında bulamazsam Sünnetle hükmederim" hadisi sahih midir? manasında sorun var mıdır?
Tıklanma : 4720
Mustafa İslamoğlu’nun "Zamana sövmeyin şüphesiz ki Zaman benim" hadisi etrafında söylediği iftiralara cevaplar.
Tıklanma : 8796
Mustafa İslamoğlu’ndan uzak durmak vaciptir.
Tıklanma : 4077
Allah, Adem’i kendi suretinde yarattı (Buhari-Muslim) hadisi etrafında şüphelere cevaplar
Tıklanma : 2854
Kim İslam dininden dönerse onu öldürün hadisi (Buhari) hadisi uydurma mıdır?
Tıklanma : 7056
Garanîk olayı hakkında ki rivayetlerin tahlili ve hakkın beyanı
Tıklanma : 2999
Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur/bağlanır (Buhari-Muslim) hadisi hakkında şüphelere cevaplar
Tıklanma : 4550
Kim aşık olur, aşkını korur, herkesten saklar, sonra o şekilde ölürse şehit hükmündedir hadisi!!!
Tıklanma : 3444
Yere göğe sığmadım mümin kulumun kalbine sığdım hadisi
Tıklanma : 4250
Havva olmasaydı kadınlar ihanet etmezdi(Buhari-Muslim) hadisi etrafında oluşan iftira ve şüphelere cevap
Tıklanma : 6930
Bir saat düşünme 60 yıl ibadetten hayırlıdır hadisi!!!
Tıklanma : 2587
İbrahim 3 yerde yalan söyledi hadisi hakkında şüphelere cevap
Tıklanma : 9182
Size deli denilinciye kadar zikredin hadisi
Tıklanma : 7564
Kadın, eşek, köpek namaz kılan kimsenin önünden geçerse namazı bozar hadisi hakkında ki şüphelere cevaplar.
Tıklanma : 7304
Maymunların zina eden maymunları recm etmesi (Buhari) hadisi hakkında oluşan iftira ve şüphelere cevap
Tıklanma : 12089
Yeryüzünde ilahi misyon taşıyan insanlar var mıdır hadisi!!!
Tıklanma : 2354
Elbani rahimahullah kimdir nasıl bakmalıyız?
Tıklanma : 2574
Hadis tenkidinde önemli husus nedir?
Tıklanma : 3014
Eklenme : 15/04/2013 17:56 Tıklanma : 12552
Link :


Paylaş Delicious Stumble


Yunus:109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

 

 

 

 

 

 

Davet