Üye Paneli
E-posta :
Şifre :
» Şifremi Unuttum
» Üye Olmak İstiyorum...
Duyuru Listesi
Ad Soyad
E-posta

İstatistik

Bugün : 567
Dün : 755
Bu Ay : 23616
Geçen Ay : 33887
Toplam : 2756075
 
  » Zafere giden yol (İstanbul Konferansı)
    » Görüntülü Dersler » İslam’a Davet Seminerlerim » Zafere giden yol (İstanbul Konferansı)

 

ZAFERE GİDEN YOL

Ubeydullah Arslan

الْحَمْدُ لِلَّهِ وَلِيِّ الْمُتَّقِينَ، وَلَا عُدْوَانَ إِلَّا عَلَى الظَّالِمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى خَيْرِ الْمُرْسَلِينَ، وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ

                    Kıymetli kardeşlerim, aziz Müslümanlar; Rabbim bizleri tevhidin, sünnetin, hikmetli davetin, makbul ahlakın izinde giden müminlerden eylesin, sözümüzü ve amelimizi razı olduğu din üzere muhafaza buyursun. (Okul aile birliğine teşekkür ederim)

               Bugünkü seminerimizin konusu Zafere giden yol. Bu seminerimde zaferin yollarını, ona giden sebepleri zikredip birlikte kurtuluş yolları arayacağız. Rabbim niyetlerimizi ve çabamızı yüce rızasına uygun kılsın.

              Her Müslüman zafere meyleden bir kalbe, ruha, düşünceye sahiptir. Nefsin arzuladığı, kalplerin yöneldiği zafere ulaşmanın kabul görmüş, geçerli ilkeleri var mı? Onu elde etmenin şartları var mı? Onu elde etmek isteyenlerin Allah’ın belirlediği kanuna uyması mı gerekli? İşte bu ve buna benzer sorularımızı bu seminer boyunca birlikte ele alacağız, birlikte düşünüp karar vereceğiz.

 

                 Habil Kabil’e, Nuh kavmine, Hud kavminin elit tabakasına, Yusuf zindanlara, İbrahim Nemrut’a, Musa Firavuna, İsa kavminin zulmüne, Muhammed a.s. müşrik kavmine nasıl zafer erdi?

               Müşrikler, Bedir’de, Hendekte, Mekke’nin fethinde ve birçok harplerde neden kaybetti? Ashabu Uhdud nasıl kazandı? Genç çocuk kralın huzurunda toplumun İslam’a yönelmesine nasıl katkı sağladı?

                Bir avuç Müslüman Mekke’de nasıl sebat etti, Medine’de nasıl devlet kurdu? O devletten nasıl yeryüzünün saraylarını, saltanatlarını ele geçirdi? Nasıl imparatorlukları yıktı? Osmanlı küçük bir köy olan söğütten nasıl cihan devleti oldu?

                      Tabi ki sahih akideye bağlı kalarak, tevhide sarılarak, salih amelleri çoğaltarak, güzel davet ve ahlakla galip geldiler. Hepsinin sebebi; Allah’a iman, ona güven, onun emrine itaat etme, günahtan sakınma, nesilleri terbiye ederek düşmana karşı hazır olma ruhuyla zafere erdiler.

               

 

 

            Kıymetli kardeşim; zafer giden yol; Allah’a imandan, salih amelden, tevhidi hakkıyla bilip yaşamaktan, kulluğu yalnız ona yapmaktan, şirki terk edip sadece onun hükmüne bağlı kalmaktan, eziyetlere sabredip ilkelere sadık kalmaktan, kardeşliği koruyup birliği muhafaza etmekten, ümmetin gençliğini güçlü bireyler haline getirmekten, ilmi-akidevi-ahlaki ve ameli boyutta onları güçlü kılmaktan, Allah’a ciddi bağlamda güvenmekten, yardımı yalnız ondan istemekten, vahyine uygun hayat modelini örnek almaktan, iyiliği emredip kötülükten sakındırmaktan, davetten geçiyor.

            Allah, ilk nesil Müslümanlara düşmanları önünde zaferverdi, onları galip kıldı, tuzaklarını başlarına geçirdi, çünkü onlar; kendilerine yüklenen dinin sorumluluğunu yerine getirip dini yücelttiler, ihlasla davalarına sadık kaldılar, sabırla hareket ettiler, toplumlarını terbiyeden geçirdiler, sahih akideyle sebat ettiler, karşılığında çağlarının en süper devletlerine ve zalimlerine galip geldiler.  Allah bu yüzden de tüm dinlere bu dini galip kıldı.  (Tövbe-33)

 

 

                    Allah, onlara zafer verdi, çünkü ilk dönem Müslümanlar maddi ve manevi her şeyi yerine getirdiler, düşman önünde alınması gereken tüm sebeplere sarılıp hareket ettiler, sebat edip zafere erdiler. Maddi ve manevi noksanlıklarını gidermeden düşmana karşı dişlerini göstermediler.

             İlk dönem Müslümanların maneviyatları güçlüydü, ihlasları diriydi, sabırları yüceydi, sebatları harikaydı, hazırlıkları tamdı, bu ruha ek olarak okunan şu ayetler onları zaferden zafer koşturdu:

                  Onlar zaferin ancak Allah’tan olduğuna, Allah’a hakkıyla teveccüh edilince yakınlaşacağına, dini azimle sarılıp onun için mücadele edilince zaferin geleceğine inanmışlardı.

                Şimdi izin verin Kuran ayetinin ışığında zafere giden bazı yolları kısaca anayım kısa kısa açıklayayım. Öncelikle Rabbimiz ne buyurdu yeniden birlikte okuyalım:

 

 

 

الَّذِينَ إِنْ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْأَرْضِ أَقَامُوا الصَّلَاةَ وَآَتَوُا الزَّكَاةَ وَأَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا عَنِ الْمُنْكَرِ وَلِلَّهِ عَاقِبَةُ الْأُمُورِ (41)

“Onlar (o müminler) ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah’a varır.” (Hac 41)

                Mezkûr ayetlerimizde dikkat ederseniz Rabbul âlemin zafere giden yolu göstermiştir. Yeryüzünde düşmanlarına galip kıldığımız, başarı verdiğimiz, sebat verip kuvvetli yaptığımız bu müminlerin sıfatları vardır buyurmaktadır.

Ayrıca Allah başka ayetinde şöyle buyurur:

“Allah, sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kıldığı gibi onları da yeryüzüne sahip ve hakim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm’ı) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve (geçirdikleri) korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağını vâdetti. Çünkü onlar bana kulluk ederler; hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte bunlar asıl büyük günahkârlardır.   (Nur-55)

                   Allah subhâne ve teâla zafere ulaşan müminlerin ilk sıfatı olarak Tevhid ehli olduklarını haber verdi. O halde ilk maddemiz budur.

1- İhlasla Allah’a ibadet etmek yeryüzünde başarıya, zafere ve düşman önünde galip olmaya sebep olur.

             İbn Useymin rahimahullah bu ayetin sadedinde şöyle demektedir: “Yeryüzünde güçlü olmak ancak bir ve tek olan Allah’a ibadeti yerine getirdikten sonra gerçekleşir.” Ayrıca Allah başka ayetinde şöyle buyurur: “Allah, sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hâkim kıldığı gibi onları da yeryüzüne sahip ve hâkim kılacağını vâdetti. Çünkü onlar bana kulluk ederler; hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte bunlar asıl büyük günahkârlardır.   (Nur-55)  

          Eğer kul sözünde, fiilinde ve iradesinde yalnız Allah’a ibadet etmeyi ve onun rızasını kazanmayı ister, varlıkta ve darlıkta ona dayanır, nefsini her tür kötülükten temizlerse yeryüzünde zaferi, başarıyı ve mutluluğu elde eder.

 

 

 

 

               Bu durumda zafere giden yol Allah’a kulluktan, ona hakkıyla ibadetten ve şirkten uzak durmaktan geçiyor. Zafere giden yolun dikenli, engebeli ve acı veren bir yol olduğunu kabul etmeliyiz.

           Peygamberler zafere giden yolda büyük eziyetlere, dışlanmalara, kabalıklara, saldırılara, sürgünlere ve suikastlara maruz kaldı. Tüm bunlara karşı iman ve tevekkülle karşılık verdiler.

                Bu konu açılmışken şunu hatırlatmama izin veriniz: “Allah’a ihlasla yakınlaşmak isterken Zafere giden yolda etrafımızı yıpratmaya, yıkmaya, yok saymaya ve kendimizi sadece merkeze oturtup tek haklı göstermeye gerek yoktur. Bu bilinç bencilce yaklaşımın ürünüdür. Nefis kendini beğenir, kardeşini şirkle suçlamaya başlarsa, şeytanın markajına girmiştir. Dinde of sayıta düşmüştür. Bu nefis dışlayıcı, yıpratıcı ve tehdit edici yapıya bürünmüştür.

             Kardeşlerim bu yüzden güven vermeyen yapınız, inandığınız akideye de güvensizlik getirir. Akidemizin sağlamlığı muhataplarımıza da güven vermelidir.

 

 

                Bizlere yakışan toplumumuzun İslam’a aykırı hatalı ve günaha sevk eden fiillerine odaklanmak olmalıdır. Fâil üzerinden değil fiil üzerinden bir davet, değişim ve dönüşüm başlatmak gerekir.”

 

2-Namazı sünnete uygun şartlarını yerine getirerek ve rükünlerine uyarak hakkıyla kılmak zafere giden yola bir sebeptir. Müslüman sabah namazına, beş vakit namazı cemaatle kılmaya, cumaya, bayram namazına ve gece namazlarına riayet ettiği zaman huzuru elde eder, zafere giden yolda bir adım öndedir, kalpler ancak zikirle, namazla, duayla ve huşuyla elde edilir. Huşu namazın özüdür, kalbidir, huşusuz namaz ruhsuz cesed gibidir. 

           Ümmet sabah namazında buluşmazsa, mescitte cemaatle birlikte bulunmazsa, birbirlerine buğz edip ayrıştırıcı fikirlere düşerek mescidleri mescidi dırar görürse, imamları kabul etmeyip arkalarında namazın geçersizliğini iddia ederse zafere giden yoldan büyük çapla uzaklaşılır. Bu bakış açısının değişmesi, gözden geçirilmesi, zafere giden yolda ki bu engelin kaldırılması gerekir.

                 Günümüz Müslüman gençliğine aşılanan bu fikirlerin temel dayanakları yoktur. İslam dini doğru akide üzere olan Müslümanları kucaklayıcı, birleştirici, toplayıcı dindir. Kim bu dinin özünden, emrinden, temel dinamiklerinden uzaklaşır sapık ve ayrıştırıcı fikirlere ve Tekfirci bakışlara yönelirse zafere ulaşmak güçtür. Zaferi geciktiren biziz. Nefislerimiz. Gururlarımız.

 

           3-Zekât vermek, zafere giden yola sebeptir.  Müslüman malının, altınının, nakit parasının ve sahip olduğu hayvanların zekâtını muhtaçlara verdiği müddetçe zafere giden yoldadır. Ayette zekât verenlerin yeryüzünde başarı üzerine olacağı haber verilmiştir. Zekat insanı temizler, malı çoğaltır, nefse huzur verir, fakiri sevindirir, toplumu güçlendirir, cemaate kuvvet katar.

4-İyiliği emretmek ve kötülükte sakındırmak zafere giden yolda bir sebeptir. Maruf Yani iyilik; Allah’ın ve Resulünün vacip veya sünnet olsun emrettiği tüm sözler ve amellerdir. Kötülükte onun zıddıdır. Allah’ın şeriatı iyiliği emretmekle ve kötülükten sakındırmakla yücelir.

 

                 İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak Allah’ın fazlını, rahmetini, nusretini ve sevgisini sağlar. İyiliği ancak bilgiyle emrederiz, insan bilmeden iyiliği emredemez, kötülükten sakındıramaz. Bir toplum bu temel konu üzerinde bilinçli olur, çevresini hakka ve hayra sevk eder, onları her tür şirkten ve günahtan sakındırırsa mutlaka salih toplum olma yolunda büyük adımlar atar.

                   Müslüman birey; küresel güçlerin gücü ne kadar büyük olursa olsun bilir ki; onların Allah’ın yanında hiçbir güçleri yoktur. Bu nedenle yeryüzünde hâkim olan fesadı, fitneyi ve şirki ancak zafere götüren sebeplere sarılarak ortadan kaldırabiliriz. Allah çağlarının en güçlü tağutları olan Firavunun, Nemrut’un ve Karun’un saraylarını ve saltanatlarını yerle bir etmedi mi? Onları ibret olması için kitabında anmadı mı? Onların Allah’ın önünde direnecek gücü var mıydı?

                  Eğer biz Müslümanlar; zafere giden sebeplere sarılır, onları hakkıyla yerine getirirsek, kafir milletlere özenmez onları taklid etmezsek, kendi özümüze, dinimize, kültürümüze ve tarihimize döner milletçe el ele verirsek hiçbir kuvvet bizi mağlup edemez. Nitekim Allah şöyle buyurur: (Feth-23)

 

Rabbimiz ayetinde şöyle buyurur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ

“Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a (Allah’ın dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz.” (Muhammed-7)

                  Şeyh İmam Bin Bâz bu ayetin tefsir ederken şöyle demektedir : “bu büyük ayet müminlere hitap etmektedir. Ayet açıkça müminlerin Allah’ın dinine yardım ettikleri takdirde Allah’ın da onlara yardım edeceğini beyan etmektedir. Müminlerin Allah’a yardımı demek, onun şeriatına uymak, dinine yardım etmek ve onu yaşamaktır. Allah kullarına muhtaç değil aksine kulları ona muhtaçtır.”

 

Rabbimiz ayetinde şöyle buyurur:

وَإِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْئًا إِنَّ اللَّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌ

“Eğer sabreder ve korunursanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.” (Al-i imran-120)

 

             Şeyh İmam Bin Bâz bu ayetin tefsir ederken şöyle demektedir: “Allah’ın yardımı ancak sabır ve takvayla elde edilir. Ayrıca Allah subhâne ve Teâla’nın dini yaşamakladır. Kim Allah’ın dinini korur, onun üzerine istikamet ehli olur, dinde yolunda sabrederse Allah da düşmanın tuzağına karşı onu korur. Bu konuda Allah açıkça söz vermiştir:

وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِنِينَ

“Müminlere yardım etmek de bize düşer.” (Rum-47)

 

Rabbimiz ayetinde şöyle buyurur:

إِنَّا لَنَنْصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذِينَ آَمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ الْأَشْهَادُ

Şüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. (Gafır 51)

                 Allah açıkça resullere ve iman edenlere yardım edeceğini haber veriyor, etti de. Peki, peygamberlerin ve müminlerin özelliği nedir, Onlar ki Allah’ı birleyen, emrine uyan, yasağından sakınan, Allah’tan başkalarını mabûd edinmeyen, ibadette şirk koşmayan, Allah’ın isimlerine, sıfatlarına iman edip dinde, sözde ve amelde istikamet ehli olanlardır.

Rabbimiz ayetinde şöyle buyurur:

وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَإِنَّ اللَّهَ لَمَعَ الْمُحْسِنِينَ

“Bizim uğrumuzda cihad edenlere, şüphesiz yollarımızı gösteririz. Gerçekten Allah ihsan edenlerle beraberdir.” (Ankebut-69)

                Allah ayetinde, İslam yolunda hakkıyla mücadelede eden müminleri mutlaka doğru yola ileteceğini, zafere erdireceğini, hedeflerine ulaştıracağını haber verir. Kuran bize zafere giden yolları göstermiştir.

                O halde bizler bize yüklenen vahyin yükünü, sorumluluğunu, yerine getirir, nebinin sünnetine sarılır, daveti merhamet ve güzel ahlakı rehber alırsak şüphesiz ki kalpleri de kazanırız düşmanla savaşımızı da. Bugün yapmamız gerek budur. Aceleci olmayacağız. Sabırla uzun bir yolculuğa çıkacağız.

               Bu yolculukta vahyin gölgesinde oturup dinlenip yaşayıp hayata sımsıkı onun emrine uygun tutunacağız. Allah’a ibadetten, bağlılıktan, emrine uymaktan alıkoyan her tür sözden ve amelden sakınacağız. Birlik içinde hareket etme cesaretini göstermeliyiz.

              Eğer bir vakıf veya dernek çatısı altında toplanmışsak, emire, hocaya veya mesul şahsa vahye uydukça itaat etmeli, ona asilikten sakınmalıyız. Her birimiz ayrı baş olmaya ve kendi kurallarımızı koymaya kalkarsak birliği bozucu tavrımızın cezasını hem biz hem birliğimiz çeker.

وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مِنْ أَمْرِهِ يُسْرًا

“Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.” (Talak-4)

                  Bakınız Yine Rabbimiz işlerimizin kolaylaşması, rızkımızın genişlemesi, başarıya yakalamamamız için yol göstermiştir. Bu yol takvadır, kim Allah’tan hakkıyla korkar, haramından sakınır, emrine uyarsa bu durumda işlerini kolaylaştırıyor. Düzlüğe çıkartıyor. Yokuştan indiriyor. Çıkmaz sokakları açıyor. Kırılan köprüleri tamir ediyor. Yıkılan evleri bina ediyor. Geçit vermeyen yolları acıyor. Sarp yokuşları düzeltiyor. Eğer biz ona hakkıyla yakınlaşırsak.

                    Ona yakın olan onunladır, ona uzak olan ondan uzaktadır. Ona yakınlığın göstergesi ona ibadet etmendir, ona uzaklığının göstergesi de ona ibadeti terk etmendir. Bak hayatına, konuştuğun söze, yaptığın amele hangisi Rabbini razı ediyor?

Rabbimiz ayetinde şöyle buyurur:

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَى فَإِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوَى

“Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştırmış kimse için (cennet vardır)” (Naziat 40-41)

              Allah, cennetin ve zaferin yolunu bu ayette de açıkça Rabbinden korkanlar için gösteriyor. Eğer mümin hakkıyla Allah’tan korkarsa Allah da onu hakka iletiyor, zaferi veriyor, Yine kötü arzulardan nefsini arındıran kimselere cenneti ve zaferi veriyor.

             O halde kıymetli kardeşim, Rabbinin şeriatını, dinini, kitabını, elçinin sünnetini, güzel ahlakını ve davetini korursan Allah sana başarıyı, zaferi ve cenneti verir. Bu senin elinde, yollar gösterildi, kapılar açıldı, hedef belirlendi, yeter ki sen kendini bil, kimliğini vahiyle inşa et, takvayı kuşan.

                          Peki zaferin, birliğin veya kurtuluşun önünde ki engeller nelerdir onları da kısaca söyleyeyim. Doğru yoldan sapmaktan, şirke yönelmekten, küfre adım atmaktan, bidatleri kutsamaktan, daveti terk etmekten, iyiliği terk edip kötülüğü men etmekten uzak kalmaktan, zülüm işlemekten, kâfirle beraber olmaktan, kötü zandan, gıybetten, tekfirden, Müslümanın ayıbını aramaktan, Allah’a ve Resulüne verdiğimiz sözden caymaktan, fırkalaşmaktan, hizibleşmekten dolayı kaynaklanıyor.

 

 

 

 

            Unutmayalım kötü zanlarımız, zehirli dilimiz ve öldürücü Tekfirci düşüncelerimiz ümmetin hezimetinde büyük rol oynuyor.  Ne zaman İslam’ı kendimiz tanımlamaya kalktık hezimeti yaşadık.

1-Mekke ve safa tepesi, Tevhide davet

2-Musab ibn Umeyr ve medine davetinde ki başarısı

3-Bedirde, Mekke fethinde müslümanları zafer erdiren etki.

4-Medine İslam devleti nasıl kuruldu?

5-Nuh’un kavmi ve onlara galip gelişi.

6-Musa a.s. ve Firavun

7-İbrahim ve nemrut

 

 

                     

 

 

 

 

 

 


Peygamberin ahlakından örnekler-Almanya Semineri
İzlenme : 468

Allah’a Davet ederken izlenmesi gereken metod-Ubeydullah Arslan (İzmir/Çeşme)
İzlenme : 1281

Ne zaman Tövbe edeceksin?-Antalya Semineri
İzlenme : 1006

Sana vahyedilene sımsıkı sarıl-Cihanbeyli-Konya semineri
İzlenme : 970

Nebinin Hayatından İbretler-Ubeydullah Arslan (Konya Semineri)
İzlenme : 1255

Allah’tan başkasına dua etmenin şirk olduğuna dair 15 madde-İstanbul Semineri (26 Nisan 2014)
İzlenme : 1602

Kuran ve Sünnet Bağlamında Allah’ın dostları kavramı-İstanbul Semineri
İzlenme : 1178

Korkunç Günah Şirk-Diyarbakır Semineri
İzlenme : 1353

Nasıl Mutlu olabilirim?-Ubeydullah Arslan Osmaniye Semineri 9 Mart 2014
İzlenme : 1688

Sen ancak bir öğüt vericisin (Osmaniye Semineri)
İzlenme : 1685

Seni Rabbinden alıkoyan nedir-İstanbul Semineri(Öncü Nesil Der)
İzlenme : 1683

Tazimullah/Allah’ı büyüklemek-Urfa Semineri
İzlenme : 1399

Dinde İstikâmet-Ubeydullah Arslan(İstanbul Semineri Ülfer-Der)
İzlenme : 1716

Cennetin Bedeli İzmir Darul Hadis Derneği semineri
İzlenme : 1729

Fatiha Suresinden Hidayet Pırıltıları-İzmir Sohbeti
İzlenme : 1523

Kalbin İlacı- Adana 21 Eylül 2013 Semineri
İzlenme : 1679

2013 Macedonya Gostivar Semineri
İzlenme : 1453

Onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi-Yozgat/Çekerek
İzlenme : 1837

Evlerimizi daha güzel nasıl düzeltebiliriz-Ubeydullah Arslan-Nevşehir Semineri
İzlenme : 1575

Nasıl Daha Güzel Müslüman olabilirim-Ubeydullah Arslan-Kayseri semineri 6 Temmuz 2013
İzlenme : 2285

İyiliği emretmek ve Kötülükten sakındırmak Fıkhı-Ubeydullah Arslan Maraş (28 Haziran 2013)
İzlenme : 1639

Fitneden Kurtuluş-Ubeydullah Arslan İzmir Karaburun Semineri 2013
İzlenme : 1766

Allah tarafından sevilmemizi sağlayan 10 İLKE-Ubeydullah Arslan-İzmir/Karaburun 2013
İzlenme : 1807

Sırat-ı Mustakim Allah’ın dosdoğru Yolu-Ubeydullah Arslan İzmir/Karaburun
İzlenme : 1261

Meşru ve Memnu Tevessül-Maraş Semineri (3 Mayıs 2013)Ubeydullah Arslan
İzlenme : 1509

Hüküm ancak Allah’ındır-Adana/Ehl-i Hadis-Der Semineri(23 Mart 2013)
İzlenme : 1736

Ebu Zer-radiyallahu anhu-Maraş Semineri
İzlenme : 1756

Ehl-i Sünnetin Özellikleri-(İzmir)
İzlenme : 1406

Seni acıklı azabtan kurtaracak ticareti göstereyim mi?-(İzmir)
İzlenme : 1589

Gaflet ne zamana kadar Bacım-(İzmir)
İzlenme : 1395

Eşimi Nasıl mutlu edebilirim?(İzmir)
İzlenme : 1768

İslam dininden çıkartan ON MADDE(İzmir)
İzlenme : 1512

Kalbin Nerede-Malatya Semineri
İzlenme : 1494

Niçin Namaz kılıyorum?-Adana Semineri
İzlenme : 1751

Tevhid Nimeti-Gostivar Semineri
İzlenme : 2097

Allah katında din İslam’dır-Gostivar Semineri
İzlenme : 1631

Sünnet ve Bidat arasında İbadete doğru bakış-Nevşehir
İzlenme : 1448
Eklenme : 04/02/2017 14:57 İzlenme : 481
Oylama :     Uyarı : Oy verebilmek için üye girişi yapmanız gerekir
Link :
Yorum : Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız...
Giriş için tıklayınız...




Paylaş Delicious Stumble


Yunus:109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

 

 

 

 

 

 

Davet