Üye Paneli
E-posta :
Şifre :
» Şifremi Unuttum
» Üye Olmak İstiyorum...
Duyuru Listesi
Ad Soyad
E-posta

İstatistik

Bugün : 768
Dün : 684
Bu Ay : 16343
Geçen Ay : 24883
Toplam : 2921647
 
  » Tathiru’l İtikad Şerhi-4.Ders
    » Görüntülü Dersler » Akide » Tathiru’l İtikad » Tathiru’l İtikad Şerhi-4.Ders

 

 

 

 

اَلْأصْلُ الثَّانِي   

 İKİNCİ ASIL

أَنَّ رُسَلَ اللهِ وَأَنْبِيَاءَهُ ـ مِنْ أَوَّلِهِمْ إِلَى آَخِرِهِمْ ـ بُعِثُوا لِدُعَاءِ الْعِبَادِ إِلَى تَوْحِيدِ اللهِ بِتَوْحِيدِ الْعِبَادَةِ.

Resuller ve Nebiler; “Tevhidi İbadet” ile insanları Allah’ı birlemeye davet etmek için gönderilmişlerdir.

           Resuller; Allah’ın gönderdiği Rabbani elçilerdir. Görevleri ilahidir ve kutsaldır, asli görevleri ise; “kulları ibadet tevhidiyle bir ve tek olan Allah’ı birlemeye davet etmektir.”

         “İbadet tevhidi” demek; ibadeti yalnızca Allah’a ait kılmak, Ondan başkasına bir ibadet yapmamaktır, zira ondan başkasına yapılan ibadet şirktir. Peki neden ibadet tevhdine çağırmak gerekiyor? Çünkü Araplar o gün Allah’ı biliyor, ondan başka putlara ibadet ediyordu, yani ibadette şirk koşuyorlardı. Onların şirki ibadetteydi. Bu yüzden de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onları ibadette Allah’a şirk koşmamaya davet etti.

          Şirk günümüzde farklı yüzlerle karşımıza çıkıyor. İbadette, yaratmada, isim ve sıfatta ve hükümde… O halde; Resullerin ilk görevi; kulları ibadet tevhidine çağırmaktır. Bu anlaşılmıştır. Bu asıl olan konuda, alimler arasında icma vardır. Bu konuda ki deliller açıktır. Allah subhâne ve Teâla şöyle buyurur:

﴿وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِي كُلِّ أُمَّةٍ رَسُولًا أَنِ اُعْبُدُوا اللَّهَ وَاجْتَنِبُوا الطَّاغُوتَ

“Andolsun ki biz, "Allah’a kulluk edin ve Tâğut’tan sakının" diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik.” (Nahl-36)

          Allah, bu ayetinde resullerin Allah’a kulluğa –İbadet tevhidine- davet etmek, tağuttan sakındırmak için gönderildiklerini haber veriyor. Ayetin haber verdiği gerçekle müellifin haber verdiği gerçek birbirini onaylıyor. O halde müellif eserinde ki bilgileri delile dayanarak söylüyor. Bir başka ayette bu konu daha açık bir ifadeyle ortaya konmuştur:

 

﴿وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ﴾

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”(Zariyat-56)

           Ayet; insanların ve cinlerin ibadet etmek, ibadette şirk koşmamak ve yalnızca Allah’ı birlemek için yaratıldığını haber verir. Bir başka ayette bu konu daha açık bir ifadeyle ortaya konmuştur:

 

﴿وَمَا أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ إِلَّا نُوحِي إِلَيْهِ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدُونِ﴾

 “Senden önce hiçbir resûl göndermedik ki ona: "Benden başka İlâh yoktur; şu halde bana kulluk edin" diye vahyetmiş olmayalım.” (Enbiya-25)

           Ayet; kulların ibadet tevhidiyle muhatab oldukları sözümüze somut bir delildir. O halde ibadet tevhidi olmadan tevhidin gerçekleşmesi mümkün değildir.

          

وَكُلُّ رَسُولٍ أَوَّلُ مَا يَقْرَعُ بِهِ أَسْمَاعَ قَوْمِهِ قَوْلُهُ (يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ) (أَنْ لَا تَعْبُدُوا إِلَّا اللهَ) ( أَنِ اعْبُدُوا اللهَ وَاتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِ) وَهَذَا الَّذِي تَضَمَّنَهُ قَوْلُ "لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ".

Allah’ın resullerinin hepsi, insanları ibadet tevhidi ile Allah’ı birlemeye davet etmek için gönderilmişlerdir. Her Resulün kavmine ilk duyurduğu mesaj şu olmuştur.Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin ondan başka ilahınız yoktur.” “Allah’tan başkasına ibadet etmemeniz için” (Hud-26) Allah’a ibadet ediniz ve Ondan korkup bana itaat ediniz.” (Nuh-3) İşte bu La İlahe İllallah’ın içine aldığı manadır.

              “İbadet tevhidi” demek; ibadeti yalnızca Allah’a ait kılmak, Ondan başkasına bir ibadet yapmamaktır, zira ondan başkasına yapılan ibadet şirktir demiştik. Bu davet başlı başına la İlahe İllallah’ın manasını içermektedir. Kelime-i Tevhid için Kitap inmiş, Resul gönderilmiş, din konmuş, cihadlar yapılmış, kılıçlar kınından çıkmış, dostlardan/sevgililerden vazgeçilmiş, hicretler edilmiştir. Bu manada bu kelime büyük mana ve önem taşır.

                    Şu ayetleri Resullerin ortak çağrısı ibadet tevhidine delil olarak gösterebiliriz: Allah subhâne ve teâla şöyle buyurur: “Andolsun ki Nuh’u elçi olarak kavmine gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin ondan başka ilahınız yoktur. Doğrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum.” (Araf-59)

                   “Ad kavmine de kardeşleri Hûd’u (gönderdik). O dedi ki: "Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Hâla sakınmayacak mısınız?" (Araf-65)

             “Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir. O da, size bir mucize olarak Allah’ın şu devesidir. Onu bırakın, Allah’ın arzında yesin, (içsin); ona kötülük etmeyin; sonra sizi elem verici bir azap yakalar.” (Araf-73)

            “Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin ondan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir; artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin. Düzeltilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Eğer inananlar iseniz bunlar sizin için daha hayırlıdır.” (Araf-85)

               Peki, Tevhidin diğer kısmı olan Rububiyet tevhidini doğrulamak gerekmiyor mu? Gerekiyor tabi ki. Zira buda tevhidin 2. kısmıdır. Bunu insan fıtri yapısı gereği genelde kabul etmiştir. İnsan, tarih içinde her zaman yaratan, öldüren, rızık veren ve yerleri/gökleri çevirenin Allah olduğunu tasdik etmiş iman etmiştir. Bunu inkâr eden çok az bir topluluk olmuştur. Geçmişte ve günümüzde ateistler ve komünistler.

فَإِنَّمَا دَعَت الرُّسُلُ أُمَمَهَا إِلَى قَوْلِ هَذِهِ الْكَلِمَةِ وَاعْتِقَادِ مَعْنَاهَا، لَا مُجَرَّدِ قَوْلِهَا بِالْلِسَانِ.

Resuller kavimlerini bu kelimeyi sadece dille söylemeye değil, onun manasına itikad edip ona inanmaya çağırdılar.

         Manası ise; Allah’ı ibadette birlemek, şirk ve ehlinden uzak durmaktır. Müşrikler, bu kelimenin manasını biliyordu bu yüzden inkâr ediyordu. “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem müşriklere gelin size söyleyeceğim kelimeyi söyleyin tüm devletlere ve krallara hâkim olun diyordu, Ebu Cehil söyle hangi kelime bu on defa söyleyelim dedi, Peygamberimiz bu kelime La İlahe İllallah deyince, yüz çevirdiler ve Muhammed tüm ilahları bir tek ilah yapmış deyip söylemekten sakındılar.” (Ahmed 1/227, Tirmizi 3232, isnadı Hasendir.) O halde bu kelime sadece dille söylemekle gerçekleşemez, ayrıca manasını bilip ona uygun yaşamakla gerçekleşir.

 وَمَعْنَاهَا: هُوَ إِفْرَادُ اللهِ بِالْإِلَهِيَّةِ وَالْعِبَادَةِ، وَالنَّفْيُ لِمَا يُعْبَدُ مِنْ دُونِهِ وَالْبَرَاءَةُ مِنْهُ.

Bu kelimenin manası; ilah olarak ancak Allah’ı birlemektir. Ondan gayri ibadet edilenleri reddetmek ve onlardan beri olduğunu ilan etmektir.

                Tevhid kelimesinde iki esas bulunur, ilki (La ilahe) bu sözle; Allah’tan başka ibadet edilen tüm varlıklar reddedilir, buna nefiy deriz, sonrada (İllallah) denir, bu sözle; ibadet hakkının sadece Allah’a ait olduğu ispat edilir. Buna da ispat denir. O halde kelime-i tevhitte ki iki esas mutlaka bilinmelidir. Ne inkâr ediliyor ve ne kabul ediliyor bilinmelidir.

 

 وَهَذَا الْأَصْلُ لَا مِرْيَةَ فِيمَا تَضَمَّنَهُ، وَلَا شَكَّ فِيهِ وَفِي أَنَّهُ لَا يَتِمُّ إِيْمَانُ أَحَدٍ حَتَّى يَعْلَمَهُ وَيُحَقِّقَهُ.

Bu asıl ve içerdiği anlam; bilinmeden ve gerçekleşmeden hiç kimsenin imanı tamamlanmaz.

 

          O halde; bir Müslüman kelime-i tevhidi diliyle söylemeli, kalbiyle iman etmeli, manasını anlamalıdır. Yoksa iman noksan kalır, çünkü münafıkta diliyle söylüyor, ona Müslüman diyor muyuz? Bu kelimeye iman etmek iman edilmesi gereken hususların en temel zaruri esasıdır. Bu kelime söylenerek ve anlamı fehmedilerek iman başlar, bu kelime inkâr edilerek de iman gider. 

 

 

Eklenme : 27/09/2016 22:47 İzlenme : 422
Oylama :     Uyarı : Oy verebilmek için üye girişi yapmanız gerekir
Link :
Yorum : Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız...
Giriş için tıklayınız...




Paylaş Delicious Stumble


Yunus:109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

 

 

 

 

 

 

Davet