Üye Paneli
E-posta :
Şifre :
» Şifremi Unuttum
» Üye Olmak İstiyorum...
Duyuru Listesi
Ad Soyad
E-posta

İstatistik

Bugün : 259
Dün : 1084
Bu Ay : 15150
Geçen Ay : 24883
Toplam : 2920454
 
  » 61.Hutbe-Musa’nın Kavmi (2)
    » Görüntülü Dersler » Hutbeler » 61.Hutbe-Musa’nın Kavmi (2)

 

 

 

 

MUSA’NIN KAVMİ 2

Ubeydullah Arslan

إِنَّ الْحَمْدَ لله نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِيْنُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ، وَنَعُوْذُ بالله مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا وَمِنْ سَيِّئَاتِ أَعْمَالِنَا، مَنْ يَهْدِهِ اللهُ فَلَا مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَا هَادِيَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنْ لَا إله إلا الله وَحْدَهُ لَا شَرِيْكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُوْلُهُ.

أَمَّا بَعْد فإنَّ أَصْدَقَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللهِ، وَخَيْرَ الْهَدْيِ هَدْيُ محمدٍ صَلَّى الله عليه وسلَّم، وَشَرَّ الْأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا، وَكُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ، وَكُلَّ ضَلَالَةٍ فِي النَّارِ

            Bizleri hidayete ulaştıran, tevhidle tanıştıran, nimetleriyle donatan, bizleri en güzel resulle müjdeleyen, son dinle yollarını gösteren, Kuranla kalplerimizi aydınlatan Allah’a hamd olsun.

           Salat ve selam Resullerin sonuncusu, gözlerin nuru, kaplerin sevgilisi, önderlerin en büyüğü olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ve seçkin tahir ashabının üzerine olsun.

           Bugünkü hutbemizin konusu “Musa’nın kavmi-2” Bu hutbemde, “Musa a.s. kavminin hayatına, düşmanlığına, Onu yalanlamasına, günahlarına, başlarına gelen azabın büyüklüğüne” değineceğim.

ثُمَّ بَعَثْنَا مِن بَعْدِهِم مُّوسَى بِآيَاتِنَا إِلَى فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ

Sonra onların ardından Musa’yı mucizelerimizle Firavun ve kavmine gönderdik

Allah Teâlâ’nin, Musa (a.s)’ya bunu emretmesinden sonra, Musa (a.s) ile Firavun arasinda amansiz bir mücadele baslamis oluyordu. Hak ile bâtil’in amansiz savası. Bütün peygamberlerin birbirlerine miras bıraktıkları tevhid mücadelesi...

Musa (a.s) Allah Teâlâ’nın bu emriyle Firavun’a gitti. Onu güzellikle Allah’a iman etmeye davet etti: "Musa: Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbinin peygamberiyim! Bana Allah’a karsı ancak gerçegi söylemek yarasır. Size Rabbinizden bir mucize getirdim, israilogullari’nı benimle beraber salıver" dedi. (el-A’raf, 7/104-105).

فَظَلَمُواْ بِهَا

O mucizeleri inkâr ettiler;

           Yani; ayetlerimizi inkâr ettiler, reddettiler, hevalarına uydular, Musa a.s. yalanladılar. Kavim, Musa a.s. yalanladı, inanmadı, üstelik öldürmek için planlar kurdu. Kuran bu yalanlamayı haber verir.

 

 

 

وَقَالَ مُوسَى يَا فِرْعَوْنُ إِنِّي رَسُولٌ مِّن رَّبِّ الْعَالَمِينَ {104}

Musa dedi ki : "Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.

                Musa a.s. Fravunun huzuruna çıkarak “ ben sana gönderilen Allah’ın Resulüyüm, gel vahye teslim ol, şirkten uzak dur. Allah’ı birle ve yalnız ona ibadet et ” dedi. Daveti açıktı, peygamber zalim, gaddar ve tağut firavunun karşısında hakkı söylüyordu. Musa başka ne dedi?

 

قَدْ جِئْتُكُم بِبَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ فَأَرْسِلْ مَعِيَ بَنِي إِسْرَائِيلَ {105}

Size Rabbinizden açık bir delil getirdim; artık İsrail oğullarını benimle bırak!"

                “Ey Firavun size delille/hüccetle/beyyineyle geldim, Ben Allah’ın Resulüyüm, Tevhide iman et dedi, ve  İsrail oğullarının bana iman etmelerine mani olma, onları köleleştirdiğin yeter, zulmün yeter, bırak onları özgürce Allah’a iman etsinler” dedi. Bu sözü işiten Firavun şöyle karşılık verdi:

 

قَالَ إِن كُنتَ جِئْتَ بِآيَةٍ فَأْتِ بِهَا إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ {106}

(Firavun) dedi ki: Eğer bir mucize getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan onu göster bakalım.

               Madem öyle, O zaman mucize getirdinse göster bakalım görelim, şahit olalım, sen hakikaten Allah’ın elçisi misin? Musa elinde asa taşıyordu. Kavim mucize istiyordu. Musa a.s. asasını yere attı ve birden bire asa ejdarha oldu ve görenler şaşırdı. Bu ilk mucize oldu,  Musa a.s. elini cebinden çıkardı ve eli bembeyaz idi, süt gibi beyazdı, görenler şaşırdı, bu da ikinci mucize idi.

 قَالَ الْمَلأُ مِن قَوْمِ فِرْعَوْنَ إِنَّ هَـذَا لَسَاحِرٌ عَلِيمٌ {109}

Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu çok bilgili bir sihirbazdır.

Musa a.s. bu olsa olsa sihirbazdır, hem de bilgilidir, bu yaptığına inanmayın dediler.

 

 يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُمْ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ {110}

O, sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz?

Bu bilgili sihirbaz sizi memleketinizden çıkartmak ister, buna karşı ne yapalım? Ne dersiniz? Bu son sözü Fravun’un, adamlarına peki ne dersiniz ne yapalım anlamında söylemiş olması da mümkün, Adamların bu konuda ey fravun ne dersin dedikleri de söz konusu.

 

 

           Firavunun adamları “Ya Melik ! Musa ve Harun’u beklet, sonra tüm şehirlere adamını gönder, sihirbazları toplasın gelsinler.” Böylece meydanda toplantı olsun, kim güçlü kim zayıf görülsün dedi.” Firavun emretti ülkenin en güçlü sihirbazları geldi. Şeytanın hilesiyle Rahmanın mucizesi karşı karşıya gelecekti. Rahman’ın mucizesi şeytanın beynini, hilesini, oyununu yerle bir edecekti.

          Sihirbazlar, Musa’ya galip gelirsek bize mükâfat verecek misin? diye sordu. Sihirbazlar ortamdan faydalanmak, maddi çıkar sağlamak istiyorlardı.

         Firavun “dilediğinizi vereceğim yeter ki siz galip gelin” dedi. Sihirbazlar ve Musa a.s. yüz yüze gelince ilkin sihirbazlar konuştu ve şöyle dediler: “Sen mi atarsın asanı biz mi atalım ?” Onlar, asalarını atacaklar yılan olacaktı, sihirleri insanları büyüleyecekti.  Musa a.s. onlara:

"Siz atın" dedi. Onlar atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve büyük bir sihir gösterdiler.

       Sihirbazlar asalarını atar atmaz birden bire büyük bir sihirle asalar yılan oldu, bakanların gözleri korktu, oysa bu büyük bir sihirdi, şeytanları ve cinleri kullanarak asları yılan ediyorlardı.

 

 

         Allah, Musa a.s. asanı at diye emretti ve Musa a.s. attı, atılan asa birdenbire büyük bir ejderha oldu, sihirbazların attığı yılanların tümünü yuttu, bunu gören sihirbazlar bunun sihir olmadığını anladı, emrin Allah’tan geldiğini kavradı, hemen secdeye kapandılar, Musa a.s tasdik ettiler.

          Böylece sihirleri bozuldu, batıl zelil oldu, hak üstün geldi, hak her zaman batıla galip gelecektir. Allah, peygamberini sihirbazlara galip kıldı, kâfirleri zelil etti, yalanı ve inkârı yerle bir etti, fravun’un ve şeytanın oyununu bozdu.

İşte orada Musa galip geldi, Allah onu zalimlere galip kıldı, diğerleri de mağlup oldu, aşağılanmış bir şekilde ayrıldılar.  Yani, Musa a.s. sevmeyen iman etmeyen, ona düşman olanlar.

Sihirbazlar ise secdeye kapandılar. "Âlemlerin Rabbine iman ettik" dediler. "Musa’nın ve Harun’un Rabb’ine " dediler.

               Sihirbazlar secdeye kapandı, hakkı itiraf etti, son da şöyle dediler. Biz âlemlerin Rabbine, yaratanına, düzenleyenine iman ettik, ondan başka ilahımız yoktur, ona teslim olduk. Musa’nın ve kardeşi Harun’un Rablerine iman ettik, teslim olduk, hak olduğunu itiraf ettik.  Böylece sihirbazlar, Allah’ıın hak mabud olduğunu, gönderilen peygamberlerin gerçek olduğunu, her şeyin sahibinin Allah olduğunu kabul etmiş oldular.

 

        Fravun bu yapılana sessiz mi kalacaktı? Fravun, kendisini terkeden, Bir ve tek olan Allah’a iman eden, peygamberleri tasdik eden sihirbazlara ben size izin vermeden, benden izin almadan, Musa’nın Rabbine mi iman ettiniz? Onu mu birlediniz?

               Fravun kumpas kurarak “Sizin amacınız bu şehrin insanlarını bu şehirden çıkarmaktır” dedi, böylece batıl mücadelesinde halkın desteğini almak istedi, çünkü insanlar ancak böyle sözlerle, oyunlarla, tuzaklarla, renkli kelimelerle ve cümlelerle kandırılırdı.

            Bunlar sizi şehrinizden çıkartmak istiyorlar, bakın nasıl da ince düşündü ve tuzak kurdu. Bunu işitenler elbette o zaman evlerinden çıkmamak için her şeyi yapacaktı. Günümüzde ki müstekbirlerin iman edenlere kurduğu kumpaslardan haberdarsınız sanırım. Nice oyunlar, tuzaklar kurulmuş haberimiz yoktur. Peki ne yapacaktı Fravun? Dinleyelim.

Mutlaka ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım!"

                Zalimler her cepheden olmuştur, kâfirlerden, münafıklardan, müşriklerden, Müslümanlardan… Fravun tepkisiz kalmadı, onlara ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keserim ve asarım dedi, böylece tehdit etti, tuzak kurdu, ölümle çıktı.

قَالُواْ إِنَّا إِلَى رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ {125}

Onlar da : ’’Biz zaten Rabbimize döneceğiz" dediler.

          Sihirbazlar dediler ki; ya Fravun eğer ayaklarımızı ve ellerimizi çaprazlama kesersen, öldürürsen bizde Rabbimiz olan Allah’a döneriz. Allah, bizim mevlamızdır.

             Ey firavun “sen bizden sadece bize gelen ayetlere iman ettiğimiz, Allah’ı birlediğimiz, Onun ilahlığını kabul ettiğimiz, hakka bağlı kalıp peygamberleri tasdik ettiğimiz için intikam alıyorsun.   Bizim başka suçumuz yoktur, sen ki Allah’ı terk ediyor, ona iman etmiyor, küfür yolu seçiyorsun, bizi de güçlü olduğun için öldürmek istiyorsun.” Dedi.

            Sihirbazlar bu dik duruşlarından sonra şöyle dediler, “ey Rabbimiz, düşmanımız önünde bize sabır ver, sebat ver, bize çokça sabır ver ki ona galip gelelim.”

        Firavun ‘un kavminden ileri gelenler dediler ki: İslam düşmanı elit tabaka, dine iman etmeyen nefsine tapan siyasiler, önderler, iş adamları, yazarlar dediler ki, “Musa ve iman edenleri kendi başlarına mı bırakacaksın? Onların yeryüzünde bozgunculuk yapmalarına izin mi vereceksin?  Onların seni ve taptığı putları terk edip bir ve tek olan Allah’a yönelmelerine izin mi vereceksin?”

 

 

         Kavmin önderleri böyle kışkırtıyordu, oyun oynuyordu, düzenlerini korumak adına peygambere karşı durdu, Firavun da onların oğullarını öldüreceğiz soylarını bitireceğiz, kadınlarını da sağ bırakacağız, bizim onlara üstün gelme gücümüz vardır dedi ve harekete geçti.

 

 قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ اسْتَعِينُوا بِاللّهِ وَاصْبِرُواْ

Musa kavmine dedi ki: "Allah’tan yardım isteyin ve sabredin.

               Musa a.s. kavmine yönelerek şöyle dedi, Allah’tan yardım isteyin, O size mutlaka yardım edecektir, Ona güvenin, Onun rahmeti, nusreti iman edenlerle beraberdir. Düşmana karşı savaşırken de sabredin, umulur ki; Allah onlara sizi galip kılar.

                     Umulur ki; Allah siz sabrederseniz, ona itaat ederseniz, dinine teslim olursanız, ona galip eder, yeryüzünde sizleri halifeler kılar, böylece onun zülmünü küfrünü kaldırır sizin nasıl hareket edeceğinize bakar. Eğer onun rızasına uygun yaşarsanız Allah sizi hâkim kılar, onun rızasından dışarı çıkarsanız sizi de mağlub eder.

 وَلَقَدْ أَخَذْنَا آلَ فِرْعَونَ بِالسِّنِينَ وَنَقْصٍ مِّن الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ {130}

Andolsun ki, biz de Firavun’a uyanları ders alsınlar diye yıllarca kuraklık ve mahsül kıtlığı ile cezalandırdık.

             Fravun’u ve ordusunu yıllarca kuraklıkla, mahsül kıtlığıyla, ekonomik zorluklarla imtihanlardan geçirdik. Umulur ki Allah’a döner, emrin dinler Musa’ya karşı çıkmaz, zülmünden vaz gecer, öğüt alır diye. Demek ki Allah’ın kıtlık, kuraklık, ekonomik zorluklar veriyorsa niçin veriyor öğüt alalım diye, Rabbim bizleri korusun.  Kavim inkârı seçtiği içinde Allah onlara ceza verdi. Firavun ve askerleri bir gün Musa’nın ve iman edenlerin peşine düştü, Musa ve iman edenler gemiye bindi kızıldenize açıldı, Düşmanda peşine takıldı.

 

فَانتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَأَغْرَقْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ بِأَنَّهُمْ كَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا وَكَانُواْ عَنْهَا غَافِلِينَ

Biz de âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.

             İşte bu yüzden onları küfre saplanmalarından, sözlerinden caymalarından, ayetlerimizi yalanlamalarından ve gafil kalmalarından dolayı suda boğduk.

             Allah, firavunun küfründen, zulmünden, şirkinden, katliamından israiloğullarını kurtarıp, denizden boğulmaktan alıkoyunca, karaya çıktılar, Allah onları helal olmaktan uzaklaştırdı. Karaya çıkınca orada kendilerine mahsus bir kavim gördüler, Kenanlılardı, ineğe tapıyorlardı. Şirk koşuyorlardı. Kavim şöyle dedi:

Bunun üzerine: Ey Musa! Onların tanrıları olduğu gibi, sen de bizim için bir tanrı yap! dediler. Musa: Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz, dedi.

         İsraioğulları bu durumu görünce “ey musa bak bunların böyle taptıkları bir tanrıları var, sende bizim için böyle bir tanrı yap, ona tapalım” dediler. Bu Allah’a yönelik yapılan açık bir şirkti, üstelik Musa as. Şirk koşmamız için elinle bir tanrı yap, ona tapalım diyorlardı. 

              Musa aleyhi selam bu söze kızdı, tepki verdi, razı olmadı, çünkü Allah’a karşı şirk işlemekti, onlara yönelik, “siz cahil bir toplumsunuz” dedi. Yani söylediğiniz sözün Allah’a karşı şirk işlemek olduğunu bilmiyor musunuz? Musa bu söze şaşırmıştı, Peygamberin kavmi nasıl olurda bunu söylerdi, bunca büyük nimetten ve muziden sonra ! İnsan nasıl peygamberle beraber sapardı? Nasıl olurda şirk tevhidden üstün tutulurdu. Tevhid bu kadar basit miydi? Anlamsızmıydı? Bunlara rağmen Musa a.s. kavmine öğüt verdi, sözlerinin batıl olduğunu hatırlattı, şirkten sakındırdı:

Şüphesiz bunların içinde bulundukları (din) yıkılmıştır, yapmakta oldukları da bâtıldır.

             Musa a.s. kavminin cehaletini, hatalı sözünü, delille ve ikna edici bir uslubla söyledi, bu kavmin dini batıldır, ayrıca yıkılmıştır, sağlam değildir, şirke çağırmaktadır. Dikkat ediniz, MUSA a.s. kavmine bu din ve kavmin yaptığının batıl olduğunu açıktan söyledi sakındırdı.

 

 قَالَ أَغَيْرَ اللّهِ أَبْغِيكُمْ إِلَـهاً وَهُوَ فَضَّلَكُمْ عَلَى الْعَالَمِينَ {140}

Musa dedi ki: Allah sizi âlemlere üstün kılmışken ben size Allah’tan başka bir ilah mı arayayım?

            İstifham, inkâr ve taaccüp içindir, Yani, Sizin için bunca nimet vermiş, size doğru yol göstermiş, şirkten sakındırmış, tevhidle yol göstermiş Allah’tan başka bir ilah mı bulacağım? Bu nasıl teklif, yakışır mı size? Allah, bundan razı olur mu? Ondan başka ilah var mı? Yerde ve gökte hak davet ona değil mi? Siz nasıl olur böyle dersiniz?

 (Tûr’a giden) Musa’nın arkasından kavmi, zinet takımlarından, böğürebilen bir buzağı heykelini (tanrı) edindiler.

        Musa a.s. Rabbinin kendisine vaat ettiği Tur dağına münacaat için gitti. İsrailoğullarını da kardeşi Harun a.s. teslim etti, fakat kavim Allah’a ibadet etmek, onun emrini dinlemek, harun peygambere itaat etmek yerine böğüren bir buzağı heykeline tapmaya başladı. Böylece istedikleri şirki gerçekleştidiler. Allah varken başka varlığa taptılar.

 

 

 

               Harun a.s. şirk koşan bu kavme sözünü geçiremedi, dinletemedi, şirk koşarak buzağıya taptılar. Buzağı, samirinin firavunun süslerinden bir süstü, onu israiloğullarına hediye etti, ruzgar esince buzağından ses geldi ve israiloulları fitneye düştü ona şirk koştular.

         İsrail oğulları Ne konuşan ne yol gösteren bir ilah edindi. Şirk koştu. Böylece onu ilah edindiler, mabud gördüler, zalimlerden müşriklerden oldular.

            Musa kızgın ve üzgün bir halde döndü, tabi ki öyle olmalıydı. Peygamberin kavmi şirk koşmuştu. Musa dedi ki; “Ey kavmim nasılda benden sonra şirke düştünüz, ne kötü işler yapmışsınız. Bu durum kabul edilir değil.”

Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?" dedi. Tevrat levhalarını yere attı ve kardeşinin (Harun’un) başını tutup kendine doğru çekmeye başladı.

Kızgınlıkla levhaları yere attı ve kardeşine hesap sordu, bu durumun hesabını sordu, başını çekti ve sordu.  Harun a.s. şöyle cevap verdi:

 (Kardeşi): "Anam oğlu! Bu kavim beni cidden zayıf gördüler ve nerede ise beni öldüreceklerdi. Sen de düşmanları bana güldürme ve beni bu zalim kavimle beraber tutma!" dedi.

Ona daha ince ve şefkatli seslendi, anam oğlu dedi, beni zayıf gördü ve dinlemedi, neredeyse öldürecekti beni onlara güldürme bunlar zalimdir. Dedi.

 إِنَّ الَّذِينَ اتَّخَذُواْ الْعِجْلَ سَيَنَالُهُمْ غَضَبٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَذِلَّةٌ فِي الْحَياةِ الدُّنْيَا

Buzağıyı (ilah) edinenler var ya, işte onlara mutlaka Rablerinden bir gazap ve dünya hayatında bir alçaklık erişecektir.

           Allah, israiloğullarından şirk koşanları cezalandıracağını haber veriyor. Buzağıyı ilah edinen israiloğulları, Allah’ın gazabına uğradı, bu gazabtan maksad; dünyada öldürülmeleridir, (İbn Kesir bunu; şirklerinden dolayı tövbelerinin kabul edilmeyip, birbirlerini öldürmeleri olarak tefsir eder) dünyada düştükleri zillet/alçaklık ise, yurtlarından sürülmeleridir, ahirette ki azapları ise cehennem azabıdır. Çünkü onlar; Allah’a ortak koşmuşlardı. Allah’tan başka yaratılmış bir varlığı ilah edinmişler, peygambere itaat etmemişler, hevalarına uyarak doğru yoldan sapmışlardı.

وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُفْتَرِينَ {152}

Biz iftiracıları böyle cezalandırırız.

Yani, Allah’a karşı yalan isnad ederek şirk koşan iftiracıları böyle cezalandırırız, çünkü onlar Allah’a ortak koşmakla ortağı olduğunu iddia etmiş oldular bundan dolayı da cezayı hak ettiler.

 

 

                Musa a.s. kavmini Firavun zülmünden, baskısından köleliğinden kurtarmış, tevhidle tanıştırmıştı, onlara cennetin yollarını göstermişti, kavim tüm bunlardan sonra yine nefsine uydu, putlar edindi, zilleti satın aldı, cehennem azabını hak etti. Bu kavim böyle bir kavimdi. Bu kavim Yahudi kavmi idi. Filistin’de Müslüman kanı döken lanetli kavimdi. Tarih boyu da lanete mustehak oldu. 

بارَكَ اللهُ لِيْ وَلَكُمْ في القرآنِ العَظيمِ،

وَنَفَعَنِيْ وَإِيَّاكُمْ بِمَا فِيهِ مِنَ الآياتِ وَالذّكْرِ الْحَكِيمِ،

أَقُولُ قَوْلِي هَذَا، وَأَسْتَغِفِرُ اللهَ لِي وَلَكُم وَلِسَائِرِ المسلمينَ مِنْ كَلِّ ذَنْبِ فَاسْتَغْفِرُوهُ، إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيم

Otur.

 

الحمد لله حمدًا طيبًا كثيرًا مباركًا فيه كما يحب ربنا ويرضى، أحمده وأشكره، وأتوب إليه وأستغفره،

فَاتَّقُوا اللهَ -أَيُّهَا المُؤمِنُونَ- وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ،

وَأَطِيعُوا اللهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُم تُرحَمُونَ

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ،

 

اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

 

وَارْضَ اللَّهُمَّ عن خُلَفَائِهِ الرَّاشِدِينْ: أَبِي بَكْرِ، وعمرَ، وعثمانَ، وعليٍّ؛ وعَن سَائِرِ أَصْحَابِ نَبَيِّكَ أَجْمَعَينِ، وَعَنِ التَّابِعِينِ، وَتَابِعِيهمْ بِإِحْسَانٍ إلى يَوْمِ الدِّين،

 

اللَّهم أعِزَّ الإسلامَ والمسلمينْ، وأذِلَّ الشركَ والمُشرِكِينْ، وَدَمِّرْ أَعْدَاءَ الدِّينْ، وَانْصُرْ عِبَادَك المُوَحِّدين،

رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلّاً لِّلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ

 

 

رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ

رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

 

يَا عِبِادَ اللهِ

إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَى

وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

“Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”

اَقِمِ الصَّلَاة

 

 

 

 

 

 


83.Hutbe:Bir iyiliği hakir görme
İzlenme : 733

82.Hutbe:En faziletli amel hangisidir ey nebi?
İzlenme : 672

81.Hutbe-İslam’dan çıkartan en tehlikeli on madde
İzlenme : 674

80.Hutbe-Bu yedi hususu biliyor musun?
İzlenme : 745

79.Hutbe-Saklı putlarını kır
İzlenme : 677

78.Hutbe-Cennette nebiyle beraber olacaklar
İzlenme : 454

77.Hutbe-Çocukların kalbine ekilmesi gereken yedi tohum
İzlenme : 477

76.Hutbe-Af ve rahmet peygamberinin hayatından örnekler
İzlenme : 404

75.Hutbe-Tin suresinin düşündürdükleri
İzlenme : 447

74.Hutbe-Fatiha Suresinin düşündürdükleri
İzlenme : 431

73.Hutbe-Niçin okumalıyız?
İzlenme : 467

72.Hutbe-Çağdaş Haçlı Seferleri
İzlenme : 430

71.Hutbe-Din nasihattır
İzlenme : 467

70.Hutbe-Mutluluğa giden yol
İzlenme : 618

69.Hutbe-Lokman’ın oğluna vasiyeti
İzlenme : 507

68.Hutbe-Günahlarımızı unuttuk
İzlenme : 631

67.Hutbe-Ebu Bekir Sıddık (r.a.)
İzlenme : 600

66.Hutbe-Beni işiten var mı?
İzlenme : 622

65.Hutbe:Muharrem ayının fazileti ve bidatleri
İzlenme : 578

64.Hutbe:Allah mı hayırlı yoksa ortak koştuklarınız mı?
İzlenme : 565

63.Hutbe:İbrahim aleyhi selam ve Kavmi
İzlenme : 625

62.Hutbe-2016 Kurban Bayramı Hutbesi
İzlenme : 570

60.Hutbe-Musa’nın Kavmi (1)
İzlenme : 563

59.Hutbe:Nuh’un Kavmi
İzlenme : 624

58.Hutbe-Medyen Kavmi
İzlenme : 652

57.Hutbe-Semud Kavmi
İzlenme : 716

56.Hutbe:Allah beni seviyor mu?
İzlenme : 967

55.Hutbe-Bir yiğit olarak Habibu Naccar
İzlenme : 617

54.Hutbe-Ramazandan sonra ki görevlerim
İzlenme : 606

53.Hutbe-Ramazan bayramı hutbesi (2016)
İzlenme : 712

52.Hutbe-Cennetin sekiz kapısından girenler.
İzlenme : 1497

51.Hutbe-Kadir gecesinin fazileti
İzlenme : 734

50.Hutbe-Cennete girebilmek için 30 sebep
İzlenme : 1139

49.Hutbe-Müslüman olmam neyi gerektirir?
İzlenme : 772

48-Hutbe-Ramazan ayını nasıl karşılamalıyız?
İzlenme : 675

47.Hutbe-Ah bu dünya hayatına keşke dönebilseydim
İzlenme : 640

46.Hutbe-Siz ki en hayırlı ümmetsiniz
İzlenme : 610

45.Hutbe-Ben müslümanlardanım.
İzlenme : 661

44.hutbe-Onun ahlakı Kuran’dı.
İzlenme : 601

43.Hutbe-Kuran’ın üç topluluğu
İzlenme : 600

42.Hutbe-Cennetin anahtarları
İzlenme : 586

41.Hutbe-Rasulullah Taif’te.
İzlenme : 640

40.Hutbe-Cehalet şerî bir özürdür
İzlenme : 587

39.Hutbe-Peygamberin hataları tedavi etme yöntemi
İzlenme : 591

38.Hutbe-Cuma gününün faziletleri
İzlenme : 622

37.Hutbe-Kaç ilaha ibadet ediyorsun?
İzlenme : 572

36.Hutbe-Fitneler karşısında nasıl sebat edebilirim?
İzlenme : 587

35.Hutbe-İmanın kaideleri
İzlenme : 639

34.Hutbe-2015 Kurban bayramı hutbesi (İsmai’li anlamak)
İzlenme : 583

33.Hutbe-2015 Ramazan bayramı hutbesi
İzlenme : 587

32.Hutbe-İslam’ın kaideleri
İzlenme : 562

31.Hutbe-İmanın tadına nasıl ulaşabilirim?
İzlenme : 629

30.Hutbe-Firavun Ve Dostları
İzlenme : 577

29.Hutbe-Allah’a ibadet edin tağuttan sakın.
İzlenme : 613

28.Hutbe-Bana nasihat eder misin?
İzlenme : 577

27.Hutbe-Babacığım şeytana itaat etme.
İzlenme : 556

26.Hutbe-Fil suresinin düşündürdükleri
İzlenme : 570

25.Hutbe-Rabbine sığınan yedi gencin öyküsü
İzlenme : 574

24.Hutbe-Gençlere çok seveceği 21 nasihat
İzlenme : 574

23.Hutbe:Bu gidiş nereye?
İzlenme : 611

22.Hutbe-Kurtuluş Kapısı
İzlenme : 569

21.Hutbe-Kıymeti bilinmeyen beş büyük nimet
İzlenme : 562

20.Hutbe:Vakti gelmedi mi?
İzlenme : 578

19.Hutbe-Asr suresinin düşündürdükleri
İzlenme : 551

18.Hutbe-Seni ibadetten alıkoyan nedir?
İzlenme : 543

17.Hutbe-Kurtuluşa eren fırkanın akidesi
İzlenme : 556

16.Hutbe-Sen Allah’ın tanımladığı müslüman mısın?
İzlenme : 575

15.Hutbe-Hevasını ilah edineni gördün mü?
İzlenme : 1177

14.Hutbe Sizi sekar cehennemine ne sürükledi?
İzlenme : 1013

2015 Kurban Bayramı Hutbesi-Ubeydullah Arslan
İzlenme : 996

13.Hutbe-Allah’la beraber başka bir ilah mı var?
İzlenme : 991

12.Hutbe-Bugün mülk kimin?
İzlenme : 994

11.Hutbe-Mahşer gününde evin nerede olacak?
İzlenme : 904

10.Hutbe-Allah’a karşı samimi misin?
İzlenme : 865

9.Hutbe-Kıyamet için ne hazırladın?
İzlenme : 900

8.Hutbe-Allah’ı terk edip şeytanları dost edindiler.
İzlenme : 852

7.Hutbe-Şüphesiz ki Sen dosdoğru yola iletirsin.
İzlenme : 875

6.Hutbe-Toplumda ki en yaygın şirkler
İzlenme : 1213

5.Hutbe-Kulluk ancak Allah’a olur
İzlenme : 1023

2015 Ramazan Bayramı Hutbesi-Ubeydullah Arslan
İzlenme : 992

4.Hutbe-Dinde bilinmesi gereken Üç Esas
İzlenme : 1013

3. Hutbe-La İlahe İlallah’ın anlamı ve şartları
İzlenme : 895

2.Hutbe:"Şirkten Sakındırma"
İzlenme : 1000

1.Hutbe: "İlkin Tevhid"
İzlenme : 1135
Eklenme : 14/09/2016 13:07 İzlenme : 633
Oylama :     Uyarı : Oy verebilmek için üye girişi yapmanız gerekir
Link :
Yorum : Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız...
Giriş için tıklayınız...




Paylaş Delicious Stumble


Yunus:109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

 

 

 

 

 

 

Davet