Üye Paneli
E-posta :
Şifre :
» Şifremi Unuttum
» Üye Olmak İstiyorum...
Duyuru Listesi
Ad Soyad
E-posta

İstatistik

Bugün : 39
Dün : 825
Bu Ay : 11112
Geçen Ay : 23271
Toplam : 2939687
 
  » 60.Hutbe-Musa’nın Kavmi (1)
    » Görüntülü Dersler » Hutbeler » 60.Hutbe-Musa’nın Kavmi (1)

 

 

 

Musa’nın Kavmi

Ubeydullah Arslan

إِنَّ الْحَمْدَ لله نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِيْنُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ، وَنَعُوْذُ بالله مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا وَمِنْ سَيِّئَاتِ أَعْمَالِنَا، مَنْ يَهْدِهِ اللهُ فَلَا مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَا هَادِيَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنْ لَا إله إلا الله وَحْدَهُ لَا شَرِيْكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُوْلُهُ.

أَمَّا بَعْد فإنَّ أَصْدَقَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللهِ، وَخَيْرَ الْهَدْيِ هَدْيُ محمدٍ صَلَّى الله عليه وسلَّم، وَشَرَّ الْأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا، وَكُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ، وَكُلَّ ضَلَالَةٍ فِي النَّارِ

            Bizleri hidayete ulaştıran, tevhidle tanıştıran, nimetleriyle donatan, bizleri en güzel resulle müjdeleyen, son dinle yollarını gösteren, Kuranla kalplerimizi aydınlatan Allah’a hamd olsun.

           Salat ve selam Resullerin sonuncusu, gözlerin nuru, kaplerin sevgilisi, önderlerin en büyüğü olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ve seçkin tahir ashabının üzerine olsun.

           Bugünkü hutbemizin konusu “Musa’nın kavmi” Bu hutbemde, “Musa a.s. kavminin hayatına, düşmanlığına, Onu yalanlamasına, günahlarına, başlarına gelen azabın büyüklüğüne” değineceğim.

               Âdem (a.s)’den, Rasulullah (s.a.s)’e kadar pek çok peygamber gelmistir. Bu peygamberler, gönderildikleri kavimleri, Tevhide çagirmislar; bu yolda yasadiklari diyarlardan çikarilmislar; ezilmisler, hor görülmüsler ve hatta öldürülmüslerdir.

            Mûsa (a.s) da, Allah Teâlâ tarafindan israilogullari’na gönderilmis bir rasul idi. O da tipki kendisinden önce gönderilmis olan peygamberler gibi kavmini tevhide çagirdi. Kavmine zulmeden ve ilâhlik iddiasinda bulunan Firavun’a karsi tevhid yolunda mücahede etti. Bu ugurda, bütün peygamberlerin karsisina çikan güçlükler, onun da karsisina çikti. Dogup büyüdügü diyardan çikarildi, kâfirler tarafindan öldürülmek gayesiyle kovalandi.

          Musa a.s. Allah Teâlâ’nin, dört büyük kitaptan biri olan Tevrat’i verdigi ve yeryüzünde İsrailoğullarını Tevhide davet edip şirkten sakındırması için gönderdiği elçidir.  Allah şöyle buyurur: "Kur’ân’da Musa’yi da an. Çünkü o ihlâs sahibi idi ve israilogullari’na gönderilmis bir peygamber idi"(Meryem, 19/51).

         Musa aleyhi selam’ın dünyada ki düşmanı Firavun ve askerleri olmuştur. Musa aleyhi selam Firavun ile olan mücadelesi, bir sahsin bir kralla, bir peygamberin sadece büyük bir zorba ile olan mücadelesinden ibaret degildir. Bilâkis bu hak ile bâtil’in çatismasi, Rahman’in ordusu ile seytanin ordusunun kaçinilmaz savasidir.

          Aslinda hak ile bâtil arasindaki bu savas, insanoglunun yaratilisindan, insanlari islah etmek üzere nebîler ve rasullerin hayat sahnesine çikmasindan beri devam edegelmektedir.

        Şirk ve bâtil, daima iblis ve onun ordusu tarafindan temsil edilmis, Tevhid, sünnet, adalet, örnek eylem de Peygamberler ve onları takip eden Tevhid ehli tarafından temsil edilmiştir.

      Musa (a.s)’da gönderildigi kavmi cehalet ve sapiklik içerisinde buldu. Onlari Hakka davet etti, yurdundan çikarildi, savasti ve sonunda Allah Teâlâ’nin izniyle kazandi.

       Musa (a.s)’nin babası, İmran’dir, ibrahim aleyhi selam’ın soyundandır. Kardeşi ise Harun aleyhiselam’dır. Allah, kardeşini ona davette yardımcı olarak seçmiş ve görevlendirmistir.

           Musa aleyhi selam Mısır’ın çok zor günler yasadigi bir dönemde dogdu. Bu sırada, ilâhlık iddialarında bulunarak haddi aşan Firavun, israilogulları halkına dayanılamayacak eziyetlerde bulunuyor, bu insanları zulümle kasıp kavuruyordu. İsrailogulları, Kipt kavminin muamelelerinden ve krallarının agır baskılarindan bıkmıslardı. Mısır’da yaşamanın bir tadı kalmadıgını biliyor ve dedelerinin yurdu olan Kenan illerine gitmek istiyorlardı. Ama onlardan her işinde istifade eden Firavun, yakalarını bir türlü bırakmak istemiyordu. Onlara zulmün en akla gelmeyecek olanını yapıyordu.  

         Firavun, saltanati sırasında israilogullarına çok kötü eziyetlerde bulundu; onları köle yaptı, en çirkin ve adî islerde çalıstırdı. Allah Teâlâ, israilogullarını bu sıkıntıdan, azgın Firavun’un serrinden, zulüm ve taskınlıklarından kurtarmak için Musa aleyhi selam’ı gönderdi.

               Sa’lebî, Kisas-i Enbiya’sinda imam Suddî’den; Firavun’un bir rüya gördügünü, korkup kederlendigini naklediyor. Rüyasında Kudüs tarafindan gelen bir ateş gördü. Bu ates, Mısır’a kadar uzanıp, Firavun’un evlerını yaktı. Fakat sadece Kipti’lere zarar verdi, israilogullari ise kurtuldular. Uyanınca hemen kâhin ve müneccimlerden rüyayi tabir etmelerini istedi. Onlar dediler ki; "İsrailogullari içinden bir çocuk dünyaya gelecek, Mısirlıların helâkina ve senin krallıgının yok olmasına sebep olacak. Dogacagı zaman da iyice yaklasti." Bu haber üzerine telaslanan Firavun, israilogullarin’dan dogan bütün erkek çocuklarin öldürülmesini emretti.

            İsrailogullari arasında is yapabilecek insanlarin azalmasi üzerine erkek çocukların bir sene öldürülmesini, bir sene de öldürülmemesini emretti. Erkek çocuklarin öldürülmedigi sene Harun aleyhi selam dogdu. Öldürüldükleri sene ise Musa aleyhi selam...

        Musa (a.s) dogunca, annesi çok üzüldü. Allah Teâlâ ona korkmamasını, üzülmemesını vahyetti. Kalbine bir rahatlik verdi.

          Musa (a.s)’nın annesi de ilham edileni yaptı ve yavrusunu bir muhafaza içerisinde suya bıraktı. Musa (a.s)’yı tasıyan sandık, Allah’in izniyle dalgalarla sürüklenerek, Firavun’un sarayına ulastı. Yıkanmakta olan cariyeler, sandıgı bulup Firavun’un karısına götürdüler. Allah Teâlâ, Firavun’un karısı Asiye’nin kalbine bu çocugun sevgisini koydu. Firavun çocugu görünce öldürmek istedi. Ancak Asiye, çocugu kendisine vermesini istedi. Çünkü hiç çocukları olmuyordu.

        Musa aleyhi selam acıkınca onu emzirmek icab etti. Fakat o kimseden süt emmek istemiyordu. Allah Teâlâ, bunu söyle zikrediyor: "Önceden, sütannelerinin memesini kabul etmemesini sagladik. Musa’nin ablasi; "size, sizin adiniza ona bakacak, iyi davranacak bir ev halkini tavsiye edeyim mi?" dedi. Böylece onu, annesinin gözü aydin olsun diye, ona geri çevirdik. Fakat çogu bilmezler" (el-Kasas, 28/12-13).

         Musa (a.s) böylece annesine dönmüs oldu. Üstelik Firavun’un sarayında büyüdü. Firavun ailesinin sevgisini kazandi. Allah Teâlâ söyle buyuruyor: "Musa erginlik çagına gelip olgunlasinca ona hikmet ve ilim verdik. İyi davrananlari böyle mükâfatlandiririz" (el-Kasas, 28/14).

          Yetisip delikanlilik çagına gelen Musa aleyhi selam bir gün sehre indi. Ögle üzeriydi. Dükkânlar kapalıydı ve halk evlerinde istirahat ediyordu. Biri kendi adamlarindan, digeri de düsmani olan iki adami dövüsür buldu. Kendi tarafindan olan kimse, düsmanina karsi ondan yârdım istedi. Musa, onun düsmanina bir yumruk vurdu, ölümüne sebep oldu. "Bu seytanin isidir; çünkü o apaçik saptiran bir düsmandir" dedi. Musa, "Rabbim! dogrusu kendime yazik ettim, beni bagisla" dedi. Allah da onu bagisladi. O, süphesiz bagislayandir, merhamet edendir. Musa; "Rabbim! Bana verdigin nimete and olsun ki, suçlulara asla yardimci olmayacagim " dedi. sehirde, korku içinde, etrafi gözeterek sabahladi.

         İsraillinin, olayı agzından kaçırmasi üzerine, bütün halk Musa (a.s)’nın Mısırlıyı öldürmüs oldugunu ögrendi. Daha sonra bir adam kosarak geldi ve kendisini öldüreceklerini söyledi.

            "Musa korku içinde çevresini gözetleyerek oradan çikti. Rabbim! Beni zalim milletten kurtar" dedi. Medyen e dogru yöneldiginde: "Rabbimin bana dogru yolu gösterecegini umarim ", dedi" (el-Kasas; 28/21-22).

           Musa (a.s) böylece yurdundan uzaklastı. Yanına yiyecek hiç bir sey de almamıstı. Tam sekiz günlük yolu, agaç yaprakları yiyerek astı.

           Mısır ile Medyen arası sekiz günlük bir mesafedir. Allah Teâlâ’nin bu seçkin kulu, aç ve bitap düsmüs olarak bu uzun mesafeyi katetti ve nihayet Medyen’e ulasti. Kur’ân-i Kerim’de kissa söyle devam ediyor:

           "Medyen suyuna geldiginde, davarlarini sulayan bir insan toplulugu buldu. Onlardan baska, hayvanlarini sudan alikoyan iki kadin gördü. Onlara: "Derdiniz nedir?"dedi. "Çobanlar ayrilana kadar biz sulamayiz. Babamiz çok yaslidir (onun için bu isi biz yapiyoruz) " dediler. Musa onlarin davarlarini suladi. Sonra gölgeye çekildi: "Rabbim! Dogrusu bana indirecegin hayra muhtacim" dedi" (el-Kasas, 28/23-24).

             Kızlar babalarina gidip Hz. Musa’yi ve yaptigi iyiligi anlattilar.  "O sirada, kadinlardan biri utana utana yürüyüp ona geldi: "Babam sana sulama ücretini ödemek için seni çagiriyor dedi. Musa ona gelince, başindan geçeni anlatti. O: "Korkma! Artik zâlim milletten kurtuldun"dedi. iki kadindan biri: "Babacigim, onu ücretli olarak tut. Ücretle tuttuklarinin en iyisi bu güçlü ve güvenilir adamdir, dedi. Kadinlarin babasi bana sekiz yil çalismana karsilik bu iki kizimdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eger on yila tamamlarsan, o senden bir lütuf olur. Ama sana agirlik vermek islemem. insallah beni iyi kimselerden bulacaksin" dedi.

 

         Musa: "Bu seninle benim aramdadir. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayim, bir kötülüge ugramayacagim. Söylediklerimize Allah vekildir" dedi" (el-Kasas, 28/25-28).

            Ibn-i Kesir söyle diyor: "Kızların babasının kim oldugu hakkinda görüs ayriligi vardir. Bunun Suayb (a.s), oldugu hususunda kanaatler vardir. Ulemanin çogunlugu da bu görüstedir. Hasan Basri, Malik b. Enes’den naklolunan bir rivayeti delil getirerek diyor ki: Hz. Suayb kavmi helâk olduktan sonra uzun bir ömür yasamis, tâ ki Musa (a.s)’a ulasmis ve kizini ona nikâhlamistir.

       Şuayb (a.s)’in kiziyla nikâhlandiktan sonra Musa (a.s), Medyen’de kalip, haniminin mehri olmak üzere on yil koyun güttü. Bir rivayete göre, Peygamberimize tam olarak ne kadar çalistigi sorulmus; o da on sene oldugunu buyurmustur. Buradan anlasildigi üzere, tam on yil çobanlik yapmistir.

            Musa (a.s) Medyen’de on sene kalip mehrini tamamladiktan sonra, Mısır’a dönmeye karar verdi. Ailesiyle birlikte yola koyuldu. Karanlik ve soguk bir gecede yolu sasirdi ve dag geçidinin yolunu bir türlü bulamadi. Çakmak tasiyla bir seyler tutusturmaya çalisti, basaramadi. Soguk iyice siddetlendi. Kansi da hamileydi ve dogum zamani da yaklasmisti. Musa (a.s) ve ailesinin gerçekten yardima ihtiyaci vardi.

           Kur’an-i Kerim’de, bu olay söyle anlatiliyor: "Musa, süreyi doldurunca ailesiyle birlikte yola çıktı. Tur tarafından bir ateş gördü. Ailesine: "Durunuz, ben bir ates gördüm; belki oradan size bir haber veya tutusmus, bir odun getiririm de isinabilirsiniz" dedi. Oraya gelince, kutlu yerdeki vadinin sag yanindaki agaç cihetinden: "Ey Musa! süphesiz ben âlemlerin Rabbi olan Allah’im " diye seslenildi. "Degnegini at!." Musa, degnegin yilan gibi hareketler yaptigini görünce, dönüp arkasina bakmadan kaçti. "Ey Musa! Dön, gel. Korkma. süphesiz güvende olanlardansin" denildi. "Elini koynuna koy, lekesiz, bembeyaz çiksin. Korkudan açilan kollarini kendine çek! Bu ikisi Firavun ve erkânina karsi Rabbinin iki delîlidir. Dogrusu onlar yoldan çikmis bir millettir" denildi.

             Musa: "Rabbim! Dogrusu ben onlardan bir cana kiydim. Beni öldürmelerinden korkarım. Kardesim Harun’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu, beni destekleyen bir yardımcı olarak benimle gönder, çünkü beni yalanlamalarindan korkarım" dedi.

                Allah: "Seni kardesinle destekleyecegiz, ikinize bir kudret verecegiz ki, onlar size el uzatamayacaklardir. Ayetlerimizle ikiniz ve ikinize uyanlar üstün geleceklerdir" dedi" (el-Kasas, 28/29-35).

 

 

 

         Ve daha sonra Allah Teâlâ, Musa (a.s)’ya söyle buyuruyor:

اذْهَبَا إِلَى فِرْعَوْنَ إِنَّهُ طَغَى  فَقُولَا لَهُ قَوْلًا لَيِّنًا لَعَلَّهُ يَتَذَكَّرُ أَوْ يَخْشَى

          "Firavun’a gidin; dogrusu o azmistir. Ona yumusak söz söyleyin, belki ögüt dinler veya korkar" (Tâhâ, 20/43-44)

          Böylece Musa ve Firavun arasında ki amansız tevhid mücadelesi, kavga, direniş günü adım adım geliyordu. Musa Firavunun karşısına çıkacak, Ona hakkı haykıracaktı. Önümüzde ki hafta inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz, bu çetin mücadeleyi kaçırmayalım.

 

بارَكَ اللهُ لِيْ وَلَكُمْ في القرآنِ العَظيمِ،

وَنَفَعَنِيْ وَإِيَّاكُمْ بِمَا فِيهِ مِنَ الآياتِ وَالذّكْرِ الْحَكِيمِ،

أَقُولُ قَوْلِي هَذَا، وَأَسْتَغِفِرُ اللهَ لِي وَلَكُم وَلِسَائِرِ المسلمينَ مِنْ كَلِّ ذَنْبِ فَاسْتَغْفِرُوهُ، إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيم

Otur.

الحمد لله حمدًا طيبًا كثيرًا مباركًا فيه كما يحب ربنا ويرضى، أحمده وأشكره، وأتوب إليه وأستغفره،

فَاتَّقُوا اللهَ -أَيُّهَا المُؤمِنُونَ- وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ،

وَأَطِيعُوا اللهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُم تُرحَمُونَ

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ،

اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

وَارْضَ اللَّهُمَّ عن خُلَفَائِهِ الرَّاشِدِينْ: أَبِي بَكْرِ، وعمرَ، وعثمانَ، وعليٍّ؛ وعَن سَائِرِ أَصْحَابِ نَبَيِّكَ أَجْمَعَينِ، وَعَنِ التَّابِعِينِ، وَتَابِعِيهمْ بِإِحْسَانٍ إلى يَوْمِ الدِّين،

اللَّهم أعِزَّ الإسلامَ والمسلمينْ، وأذِلَّ الشركَ والمُشرِكِينْ، وَدَمِّرْ أَعْدَاءَ الدِّينْ، وَانْصُرْ عِبَادَك المُوَحِّدين،

رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلّاً لِّلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ

رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ

رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

يَا عِبِادَ اللهِ

إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَى

وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

“Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”

اَقِمِ الصَّلَاة

 

 


83.Hutbe:Bir iyiliği hakir görme
İzlenme : 758

82.Hutbe:En faziletli amel hangisidir ey nebi?
İzlenme : 698

81.Hutbe-İslam’dan çıkartan en tehlikeli on madde
İzlenme : 707

80.Hutbe-Bu yedi hususu biliyor musun?
İzlenme : 784

79.Hutbe-Saklı putlarını kır
İzlenme : 707

78.Hutbe-Cennette nebiyle beraber olacaklar
İzlenme : 471

77.Hutbe-Çocukların kalbine ekilmesi gereken yedi tohum
İzlenme : 490

76.Hutbe-Af ve rahmet peygamberinin hayatından örnekler
İzlenme : 421

75.Hutbe-Tin suresinin düşündürdükleri
İzlenme : 465

74.Hutbe-Fatiha Suresinin düşündürdükleri
İzlenme : 445

73.Hutbe-Niçin okumalıyız?
İzlenme : 496

72.Hutbe-Çağdaş Haçlı Seferleri
İzlenme : 442

71.Hutbe-Din nasihattır
İzlenme : 480

70.Hutbe-Mutluluğa giden yol
İzlenme : 651

69.Hutbe-Lokman’ın oğluna vasiyeti
İzlenme : 526

68.Hutbe-Günahlarımızı unuttuk
İzlenme : 662

67.Hutbe-Ebu Bekir Sıddık (r.a.)
İzlenme : 617

66.Hutbe-Beni işiten var mı?
İzlenme : 638

65.Hutbe:Muharrem ayının fazileti ve bidatleri
İzlenme : 594

64.Hutbe:Allah mı hayırlı yoksa ortak koştuklarınız mı?
İzlenme : 582

63.Hutbe:İbrahim aleyhi selam ve Kavmi
İzlenme : 639

62.Hutbe-2016 Kurban Bayramı Hutbesi
İzlenme : 590

61.Hutbe-Musa’nın Kavmi (2)
İzlenme : 658

59.Hutbe:Nuh’un Kavmi
İzlenme : 643

58.Hutbe-Medyen Kavmi
İzlenme : 664

57.Hutbe-Semud Kavmi
İzlenme : 740

56.Hutbe:Allah beni seviyor mu?
İzlenme : 1076

55.Hutbe-Bir yiğit olarak Habibu Naccar
İzlenme : 634

54.Hutbe-Ramazandan sonra ki görevlerim
İzlenme : 618

53.Hutbe-Ramazan bayramı hutbesi (2016)
İzlenme : 728

52.Hutbe-Cennetin sekiz kapısından girenler.
İzlenme : 1512

51.Hutbe-Kadir gecesinin fazileti
İzlenme : 751

50.Hutbe-Cennete girebilmek için 30 sebep
İzlenme : 1161

49.Hutbe-Müslüman olmam neyi gerektirir?
İzlenme : 807

48-Hutbe-Ramazan ayını nasıl karşılamalıyız?
İzlenme : 700

47.Hutbe-Ah bu dünya hayatına keşke dönebilseydim
İzlenme : 657

46.Hutbe-Siz ki en hayırlı ümmetsiniz
İzlenme : 626

45.Hutbe-Ben müslümanlardanım.
İzlenme : 697

44.hutbe-Onun ahlakı Kuran’dı.
İzlenme : 622

43.Hutbe-Kuran’ın üç topluluğu
İzlenme : 612

42.Hutbe-Cennetin anahtarları
İzlenme : 599

41.Hutbe-Rasulullah Taif’te.
İzlenme : 655

40.Hutbe-Cehalet şerî bir özürdür
İzlenme : 605

39.Hutbe-Peygamberin hataları tedavi etme yöntemi
İzlenme : 610

38.Hutbe-Cuma gününün faziletleri
İzlenme : 642

37.Hutbe-Kaç ilaha ibadet ediyorsun?
İzlenme : 588

36.Hutbe-Fitneler karşısında nasıl sebat edebilirim?
İzlenme : 604

35.Hutbe-İmanın kaideleri
İzlenme : 659

34.Hutbe-2015 Kurban bayramı hutbesi (İsmai’li anlamak)
İzlenme : 602

33.Hutbe-2015 Ramazan bayramı hutbesi
İzlenme : 605

32.Hutbe-İslam’ın kaideleri
İzlenme : 583

31.Hutbe-İmanın tadına nasıl ulaşabilirim?
İzlenme : 648

30.Hutbe-Firavun Ve Dostları
İzlenme : 592

29.Hutbe-Allah’a ibadet edin tağuttan sakın.
İzlenme : 630

28.Hutbe-Bana nasihat eder misin?
İzlenme : 594

27.Hutbe-Babacığım şeytana itaat etme.
İzlenme : 573

26.Hutbe-Fil suresinin düşündürdükleri
İzlenme : 591

25.Hutbe-Rabbine sığınan yedi gencin öyküsü
İzlenme : 594

24.Hutbe-Gençlere çok seveceği 21 nasihat
İzlenme : 592

23.Hutbe:Bu gidiş nereye?
İzlenme : 631

22.Hutbe-Kurtuluş Kapısı
İzlenme : 585

21.Hutbe-Kıymeti bilinmeyen beş büyük nimet
İzlenme : 576

20.Hutbe:Vakti gelmedi mi?
İzlenme : 594

19.Hutbe-Asr suresinin düşündürdükleri
İzlenme : 571

18.Hutbe-Seni ibadetten alıkoyan nedir?
İzlenme : 558

17.Hutbe-Kurtuluşa eren fırkanın akidesi
İzlenme : 569

16.Hutbe-Sen Allah’ın tanımladığı müslüman mısın?
İzlenme : 593

15.Hutbe-Hevasını ilah edineni gördün mü?
İzlenme : 1199

14.Hutbe Sizi sekar cehennemine ne sürükledi?
İzlenme : 1029

2015 Kurban Bayramı Hutbesi-Ubeydullah Arslan
İzlenme : 1012

13.Hutbe-Allah’la beraber başka bir ilah mı var?
İzlenme : 1006

12.Hutbe-Bugün mülk kimin?
İzlenme : 1009

11.Hutbe-Mahşer gününde evin nerede olacak?
İzlenme : 917

10.Hutbe-Allah’a karşı samimi misin?
İzlenme : 881

9.Hutbe-Kıyamet için ne hazırladın?
İzlenme : 916

8.Hutbe-Allah’ı terk edip şeytanları dost edindiler.
İzlenme : 867

7.Hutbe-Şüphesiz ki Sen dosdoğru yola iletirsin.
İzlenme : 889

6.Hutbe-Toplumda ki en yaygın şirkler
İzlenme : 1232

5.Hutbe-Kulluk ancak Allah’a olur
İzlenme : 1038

2015 Ramazan Bayramı Hutbesi-Ubeydullah Arslan
İzlenme : 1008

4.Hutbe-Dinde bilinmesi gereken Üç Esas
İzlenme : 1034

3. Hutbe-La İlahe İlallah’ın anlamı ve şartları
İzlenme : 912

2.Hutbe:"Şirkten Sakındırma"
İzlenme : 1016

1.Hutbe: "İlkin Tevhid"
İzlenme : 1151
Eklenme : 14/09/2016 13:03 İzlenme : 590
Oylama :     Uyarı : Oy verebilmek için üye girişi yapmanız gerekir
Link :
Yorum : Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız...
Giriş için tıklayınız...




Paylaş Delicious Stumble


Yunus:109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

 

 

 

 

 

 

Davet